BEGIN:VCALENDAR
VERSION:2.0
PRODID:-//Dewa Bulmıs &amp; Palanqa - ECPv6.15.18//NONSGML v1.0//EN
CALSCALE:GREGORIAN
METHOD:PUBLISH
X-WR-CALNAME:Dewa Bulmıs &amp; Palanqa
X-ORIGINAL-URL:https://dewabp.com/tr
X-WR-CALDESC:Dewa Bulmıs &amp; Palanqa için etkinlikler
REFRESH-INTERVAL;VALUE=DURATION:PT1H
X-Robots-Tag:noindex
X-PUBLISHED-TTL:PT1H
BEGIN:VTIMEZONE
TZID:UTC
BEGIN:STANDARD
TZOFFSETFROM:+0000
TZOFFSETTO:+0000
TZNAME:UTC
DTSTART:20250101T000000
END:STANDARD
END:VTIMEZONE
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260405
DTEND;VALUE=DATE:20260406
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260225T083939Z
LAST-MODIFIED:20260330T150842Z
UID:5702-1775347200-1775433599@dewabp.com
SUMMARY:Türkiye´de Avukatlar günü
DESCRIPTION:Dünya genelinde tüm ülkelerin ortaklaşa kutladığı tek bir “Dünya Avukatlar Günü” resmi olarak bulunmamaktadır. Ancak bu alanda kabul gören iki önemli tarih öne çıkar: \n1. Uluslararası Tehlikedeki Avukatlar Günü (24 Ocak)\nDünya genelinde en çok bilinen uluslararası tarih 24 Ocak‘tır. \n\nAmacı: Görevini yaparken baskı gören\, tehdit edilen veya tutuklanan avukatların durumuna dikkat çekmektir.\nKökeni: 1977 yılında İspanya’da (Madrid) “Atocha Katliamı” olarak bilinen olayda öldürülen avukatların anısına\, 2010 yılından beri kutlanmaktadır.\n\n2. Avrupa Avukatlar Günü (10 Aralık / Ekim Sonu)\nAvrupa Barolar ve Hukuk Cemiyetleri Konseyi (CCBE)\, her yıl farklı bir tema ile Avrupa genelinde avukatlık mesleğini onurlandırmak için etkinlikler düzenler. Genellikle 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü ile ilişkilendirilir. \n\nTürkiye’deki Durum: 5 Nisan\nTürkiye’de kutladığımız 5 Nisan\, ulusal bir tarihtir ve dünya genelinden ziyade Türkiye’nin hukuk tarihindeki (İstanbul Barosu’nun kuruluşu gibi) dönüm noktalarına dayanır. \nKısaca özetlemek gerekirse: \n\n5 Nisan: Türkiye’deki avukatların bayramıdır.\n24 Ocak: Uluslararası alanda avukat hakları ve dayanışması için belirlenmiş bir gündür.\n\nEğer bir avukat tanıdığınıza tebrik mesajı gönderecekseniz veya bir etkinlik takibi yapıyorsanız\, Türkiye sınırları içerisinde en yaygın ve resmi kabul gören tarih 5 Nisan‘dır.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/tuerkiyede-avukatlar-guenue/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260407
DTEND;VALUE=DATE:20260408
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T115606Z
LAST-MODIFIED:20260330T151142Z
UID:5739-1775520000-1775606399@dewabp.com
SUMMARY:Dünya Sağlık Günü
DESCRIPTION:Dünya Sağlık Günü\, her yıl 7 Nisan tarihinde kutlanan ve küresel çapta önemli bir sağlık konusuna dikkat çekmeyi amaçlayan uluslararası bir farkındalık günüdür. \nİşte bu özel gün hakkında bilmeniz gereken temel noktalar: \n\nKuruluş Hikayesi: 1948 yılında kurulan Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) kuruluş yıl dönümünü temsil eder. İlk kez 1950 yılında kutlanmaya başlanmıştır.\n\nTematik Yaklaşım: Her yıl\, o dönemin öncelikli küresel sağlık sorunlarından biri “tema” olarak belirlenir. Örneğin geçmiş yıllarda ruh sağlığı\, anne ve çocuk sağlığı\, iklim değişikliğinin etkileri veya diyabet gibi konular işlenmiştir. \n\n\nTemel Amaç: Dünya genelindeki insanların sağlık hizmetlerine eşit erişimini savunmak\, toplumları sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirmek ve hükümetleri sağlık politikalarını geliştirmeye teşvik etmektir. \n\n\nErişilebilirlik: Günümüzde bu tarihin en büyük odak noktalarından biri “Herkes İçin Sağlık” vizyonudur; yani gelir düzeyi ne olursa olsun her bireyin nitelikli sağlık hizmeti alabilmesini vurgular. \n\n\nDünya Sağlık Örgütü genellikle her yıl Mart ayı sonunda o yılın özel temasını duyurur. Bu yılın özel teması veya geçmiş yıllardaki belirli kampanyalar hakkında daha detaylı bilgi ister misiniz?
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/dunya-saglik-gunu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260417
DTEND;VALUE=DATE:20260418
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T115838Z
LAST-MODIFIED:20260323T141636Z
UID:5741-1776384000-1776470399@dewabp.com
SUMMARY:Aşık Daimi'ni ölüm günü (1983)
DESCRIPTION:Âşık Daimi doğumdaki adıyla İsmail Aydın (1 Ocak 1932\, İstanbul – † 17 Nisan 1983\, İstanbul)\nAşık Daimi (asıl adıyla İsmail Aydın)\, 20. yüzyıl halk edebiyatının ve Alevi-Bektaşi geleneğinin en güçlü temsilcilerinden biri olan usta bir halk ozanıdır. 1932 yılında İstanbul’da doğmuş\, ancak kökeni Erzincan’ın Tercan ilçesine dayanmaktadır. \nOnu diğer ozanlardan ayıran ve halk müziği külliyatına kazandıran temel özellikleri şunlardır: \n1. Sanatçı Kimliği ve Üslubu\nDaimi\, hem geleneksel “âşıklık” geleneğine bağlı kalmış hem de bu geleneği modern bir bakış açısıyla harmanlamıştır. Şiirlerinde ve deyişlerinde genellikle insan sevgisi\, toplumsal birlik\, doğa ve ilahi aşk temalarını işlemiştir. Bağlama çalmadaki ustalığı ve kendine has duru sesiyle tanınır. \n2. Unutulmaz Eserleri\nTürk Halk Müziği repertuvarına onlarca ölümsüz eser bırakmıştır. En bilinenleri arasında şunlar yer alır: \n\n“Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım”: Belki de en çok bilinen ve sayısız sanatçı tarafından seslendirilen eseridir.\n“Bir Seher Vaktinde İndim Bağlara”\n“Gel Benim Gül Yüzlü Şahım”\n\n3. Felsefesi\nAşık Daimi\, “İnsanı kutsal sayan” bir felsefeye sahipti. Eserlerinde mezhep\, ırk veya din ayrımı yapmaksızın tüm insanlığın bir arada\, barış içinde yaşamasını savunan evrensel bir dil kullanmıştır. \n4. Yaşamı ve Mirası\nKüçük yaşta dedesi Aşık Dursun ve babası aracılığıyla saza başlamış\, daha sonra dönemin büyük ustalarıyla meşkle kendini geliştirmiştir. 1983 yılında İstanbul’da vefat etmiştir\, ancak eserleri bugün hâlâ konservatuvarlarda ders olarak okutulmakta ve halk tarafından büyük bir sevgiyle dinlenmektedir. \n\nAşık Daimi‘nin en bilinen deyişlerinden biri olan “Ne Ağlarsın” türküsüdür.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/asik-daimini-1983-olum-gunu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260423
DTEND;VALUE=DATE:20260424
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T120323Z
LAST-MODIFIED:20260330T151512Z
UID:5745-1776902400-1776988799@dewabp.com
SUMMARY:Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
DESCRIPTION:23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı\, Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli milli bayramlarından biridir ve dünyada çocuklara armağan edilen ilk bayram olma özelliğini taşır. \nBu özel günün önemini şu üç ana başlıkta özetleyebiliriz: \n1. Ulusal Egemenliğin İlanı\n23 Nisan 1920\, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açıldığı tarihtir. Bu olayla birlikte egemenlik\, kişilerin veya zümrelerin elinden alınarak doğrudan millete verilmiştir. Bu nedenle “Ulusal Egemenlik” kavramı\, Cumhuriyet’in temel taşını oluşturur. \n2. Çocuklara Armağan Edilişi\nMustafa Kemal Atatürk\, bu önemli günü geleceğin teminatı olarak gördüğü çocuklara armağan etmiştir. Atatürk’ün çocuklara olan güvenini simgeleyen bu adım\, bayramın coşkusunu nesiller boyu canlı tutmuştur. \n3. Evrensel Boyutu ve Kutlamalar\n1979 yılının UNESCO tarafından “Dünya Çocuk Yılı” ilan edilmesiyle birlikte\, bu bayram uluslararası bir nitelik kazanmıştır. \n\nDünya Çocukları: Her yıl dünyanın dört bir yanından çocuklar Türkiye’ye gelerek bu kutlamalara katılır.\nGeleneksel Temsil: Bayram gününde çocukların devlet makamlarına (Cumhurbaşkanlığı\, Valilik vb.) kısa süreliğine oturması\, yönetimin gelecekte onlara ait olacağını simgeleyen güzel bir gelenektir.\n\n\n23 Nisan yaklaşırken bu yılki kutlamalar için planlanan etkinlikler veya bu bayramın tarihsel gelişimi hakkında daha spesifik bir bilgi ister misiniz?
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260426
DTEND;VALUE=DATE:20260427
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T120455Z
LAST-MODIFIED:20260323T141709Z
UID:5748-1777161600-1777247999@dewabp.com
SUMMARY:Ali Ekber Çiçek'in ölüm günü (2006)
DESCRIPTION:Ali Ekber Çiçek (1935 in Erzincan; † 26. April 2006 in Istanbul)\nAli Ekber Çiçek\, Türk halk müziğinin ve Alevi-Bektaşi geleneğinin en simge isimlerinden biri\, eşsiz bir bağlama virtüözü ve ses sanatçısıdır. 1935 yılında Erzincan’da doğmuş\, yaşamını bu geleneğin derin felsefesini müziğiyle dünyaya anlatmaya adamıştır. \nOnun sanatını ve mirasını anlamak için şu temel noktalar öne çıkar: \n1. “Haydar Haydar” ve Teknik Ustalık\nAli Ekber Çiçek denilince akla gelen ilk eser\, hiç kuşkusuz **”Haydar Haydar”**dır. Bu eser\, sadece bir türkü değil; bağlama çalma tekniği açısından bir “okul” kabul edilir. Bağlamanın sınırlarını zorlayan bu deyişi icra etmek\, bugün bile pek çok bağlama sanatçısı için bir ustalık göstergesidir. \n2. TRT İstanbul Radyosu Yılları\nUzun yıllar TRT bünyesinde çalışmış\, burada hem derleyici hem de icracı olarak görev yapmıştır. Halk müziğinin aslına sadık kalınarak icra edilmesi ve gelecek nesillere doğru aktarılması konusunda çok hassas bir tavır sergilemiştir. \n3. Felsefesi ve Eserleri\nEserlerinde genellikle “Vahdet-i Vücud” (varlık birliği)\, insan sevgisi ve tasavvufi derinlik hakimdir. En bilinen diğer eserlerinden bazıları şunlardır: \n\n“Gönül Gel Seninle Muhabbet Edelim”\n“Beni Hor Görme Kardeşim”\n“Böyle İkrar İle Böyle Yol Olmaz”\n\n4. Uluslararası Başarısı\nSanatçı\, müziğini sadece Anadolu ile sınırlı tutmamış; Avrupa ve Amerika’da verdiği konserlerle bağlamayı ve Türk halk müziğini dünya çapında tanıtmıştır. Müziğinin evrenselliği\, onun teknik becerisiyle birleşen o derin felsefeden gelir. \n\nAli Ekber Çiçek‘in unutulmaz eseri “Haydar Haydar`”ın hikayesini veya o meşhur bağlama düzenini.\n\n“Haydar Haydar” (veya bilinen diğer adıyla On Yedi Dokuz) sadece bir türkü değil\, Türk halk müziği ve bağlama icracılığı için aşılması gereken bir zirve\, bir “masterclass” eseridir. \nİşte bu başyapıtın derinliği: \n1. Felsefesi ve Sözleri\nEserin sözleri\, 17. yüzyılın büyük ozanlarından Kul Nesimi‘ye aittir. Şiirde geçen “On yedi dokuz” ifadesi\, tasavvufi bir derinlik taşır ve varoluşu\, insanın evrendeki yerini ve ilahi aşkı sorgular. Şiirdeki “Gah çıkarım gökyüzüne\, seyrederim alemi / Gah inerim yeryüzüne\, seyrederim beni” dizeleri\, insanın iç dünyası ile dış dünya arasındaki o bitmek bilmeyen yolculuğunu anlatır. \n2. Müzikal Yapı ve “Bağlama Düzeni”\nAli Ekber Çiçek\, bu eseri icra ederken bağlamanın tüm imkanlarını zorlamıştır. Eserin en dikkat çekici özellikleri şunlardır: \n\nSenfonik Yapı: Tek bir bağlama ile sanki bir orkestra çalıyormuş hissi verir.\nSüslemeler (Triller): Eserdeki “çırpma” ve “parmak vurma” teknikleri\, icracının hem hızını hem de duygu geçişlerindeki hassasiyetini ölçer.\n\nDinamik Aralık: Eser çok sakin\, adeta bir iç döküş gibi başlar; ancak orta bölümde büyük bir coşkuya (şahlanışa) ulaşır ve tekrar dinginleşerek biter. \n\n\n3. Kayıt Hikayesi\nAli Ekber Çiçek\, bu eseri TRT arşivlerine kazandırmak için stüdyoya girdiğinde\, eserin karmaşıklığı ve uzunluğu nedeniyle bazı teknik zorluklar yaşanmıştır. Ancak o\, eseri tek bir oturuşta\, hiçbir hata yapmadan ve o meşhur ruh haliyle kaydederek halk müziği tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. \n4. Neden Bu Kadar Önemli?\nBugün konservatuvarlarda bağlama eğitimi alan her öğrenci için “Haydar Haydar”ı hakkıyla çalabilmek\, bir rüştünü ispat etme töreni gibidir. Ali Ekber Çiçek’in parmaklarındaki o büyü\, bağlamayı sadece bir eşlik enstrümanı olmaktan çıkarıp\, tek başına devleşen bir solo enstrümana dönüştürmüştür.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/ali-ekber-cicek-in-2006-olum-gunu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260428
DTEND;VALUE=DATE:20260429
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T121533Z
LAST-MODIFIED:20260330T152635Z
UID:5755-1777334400-1777420799@dewabp.com
SUMMARY:Kardeşlik Haftası
DESCRIPTION:Kardeşlik Haftası\, her yıl 28 Nisan – 4 Mayıs tarihleri arasında kutlanan\, toplumsal dayanışmayı\, birlik duygusunu ve insanlar arasındaki sevgi bağlarını güçlendirmeyi amaçlayan özel bir haftadır. \nBu haftanın öne çıkan özellikleri ve kutlanma amacı şunlardır: \n\nDayanışma ve Birlik: Toplumdaki bireylerin birbirine hoşgörüyle yaklaşmasını\, karşılıklı anlayış göstermesini ve yardımlaşma bilincini artırmayı hedefler.\nEvrensel Mesaj: Sadece biyolojik kardeşliği değil; dil\, din\, ırk ayrımı gözetmeksizin tüm insanlığın bir “kardeşlik halkası” olduğu fikrini işler.\nEtkinlikler: Hafta boyunca okullarda\, sivil toplum kuruluşlarında ve çeşitli yerel yönetimlerde kardeşlik temalı söyleşiler\, sosyal sorumluluk projeleri\, kültürel etkinlikler ve sergiler düzenlenir.\nTarihsel Köken: Belirli bir uluslararası kuruluşa dayanan katı bir protokolü olmasa da\, Türkiye’de “Belirli Gün ve Haftalar” kapsamında uzun yıllardır kutlanmakta ve toplumsal barışın tesisi için bir fırsat olarak görülmektedir.\n\nAyrıca\, 10 Nisan tarihinin dünya genelinde daha çok “Öz Kardeşler Günü” (Siblings Day) olarak kutlandığını\, 28 Nisan – 4 Mayıs haftasının ise daha çok toplumsal ve evrensel kardeşlik vurgusuyla geçtiğini belirtmekte fayda var.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/kardeslik-haftasi/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260501
DTEND;VALUE=DATE:20260502
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T121657Z
LAST-MODIFIED:20260323T122311Z
UID:5757-1777593600-1777679999@dewabp.com
SUMMARY:Dünya Emekçiler Bayramı
DESCRIPTION:Dünya Emekçiler Bayramı ya da yaygın adıyla 1 Mayıs İşçi ve Dayanışma Günü\, işçilerin ve emekçilerin dünya çapında birlik\, dayanışma ve haksızlıklara karşı mücadele günü olarak kutladığı uluslararası bir bayramdır. \nBu özel günün tarihsel derinliğini ve anlamını şu noktalarla özetleyebiliriz: \n1. Tarihsel Kökeni: Chicago Olayları\n1 Mayıs’ın kökeni\, 1886 yılında ABD’nin Chicago kentinde işçilerin günde 8 saatlik çalışma süresi talebiyle başlattığı grevlere dayanır. O dönemde günde 12-16 saat çalışan işçilerin başlattığı bu büyük direniş\, polisle çatışmalara ve trajik olaylara sahne olmuş; ancak işçi hakları mücadelesinde bir dönüm noktası haline gelmiştir. \n2. Uluslararası Kabulü\n1889 yılında Paris’te toplanan İkinci Enternasyonal‘de\, Chicago’daki işçilerin anısına 1 Mayıs’ın dünya çapında “Birlik\, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kutlanmasına karar verilmiştir. Günümüzde bu tarih\, dünyanın hemen hemen her ülkesinde resmi tatil olarak kabul edilmektedir. \n3. Temel Amaç ve Talepler\n1 Mayıs\, sadece bir kutlama değil\, aynı zamanda iş dünyasındaki taleplerin dile getirildiği bir gündür: \n\nÇalışma Koşulları: İşçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin artırılması.\nÜcret Adaleti: Emeğin karşılığının adil bir şekilde ödenmesi.\nSosyal Güvence: Her çalışanın insani yaşam standartlarına ve emeklilik haklarına sahip olması.\n\n4. Türkiye’de 1 Mayıs\nTürkiye’de ilk kez 1923 yılında resmi olarak kutlanmaya başlanan 1 Mayıs\, tarihsel süreçte farklı dönemlerden geçmiş; 2009 yılında ise “Emek ve Dayanışma Günü” adıyla resmi tatil ilan edilmiştir. Her yıl meydanlarda coşkuyla ve emek örgütlerinin katılımıyla kutlanmaktadır.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/dunya-emekciler-bayrami/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260504
DTEND;VALUE=DATE:20260505
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T122651Z
LAST-MODIFIED:20260323T123312Z
UID:5768-1777852800-1777939199@dewabp.com
SUMMARY:Dersim Tertelesinin (1937) Başlaması
DESCRIPTION:Dersim Tertelesi\, 1937-1938 yılları arasında Tunceli (eski adıyla Dersim) bölgesinde yaşanan askerî harekâtı\, sonrasındaki kitlesel ölümleri ve sürgünleri ifade etmek için bölge halkı tarafından kullanılan terimdir. Zazaca bir kelime olan “Tertele”\, büyük yıkım\, kırım veya altüst oluş anlamına gelir. \nBu trajik olayları şu ana başlıklarla özetleyebiliriz: \n1. Nedenleri ve Arka Plan\nCumhuriyetin ilk yıllarında devlet\, merkezi otoriteyi tüm ülkede hakim kılmak istiyordu. Dersim\, coğrafi yapısı ve aşiret sistemi nedeniyle devletin denetimine girmekte zorlandığı bir bölge olarak görülüyordu. 1935 yılında çıkarılan Tunceli Kanunu ve bölgeye bir “Umumi Müfettiş” atanması\, gerilimi tırmandırdı. Devlet bu süreci “asayişi sağlama ve modernleşme” olarak tanımlarken\, bölgedeki aşiretler bunu özerkliklerine ve yaşam biçimlerine bir müdahale olarak algıladı. \n2. Olayların Gelişimi\n\nSeyit Rıza: Hareketin en önemli figürlerinden biri olan Seyit Rıza\, aşiret lideri ve inanç önderiydi. Bölgedeki direncin sembolü haline geldi.\nAskerî Harekât: 1937’de başlayan operasyonlar\, 1938’de çok daha geniş kapsamlı bir hâl aldı. Karadan yürütülen harekata hava saldırıları da eşlik etti. (Türkiye’nin ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen de bu harekatta görev almıştır.)\nİdamlar: Seyit Rıza\, oğlu ve arkadaşları 15 Kasım 1937’de Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi.\n\n3. Sonuçları ve İnsani Boyut\n\nCan Kayıpları: Resmi verilere göre 13 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş\, ancak çeşitli kaynaklar ve tanıklıklar bu sayının çok daha yüksek olduğunu ifade etmektedir.\nSürgünler: Harekatın ardından binlerce kişi Batı Anadolu’daki çeşitli illere zorunlu göçe (iskan) tabi tutulmuştur.\nKayıp Kızlar: Ailelerinden koparılan pek çok küçük kız çocuğunun subay ailelerine evlatlık verilmesi\, bu trajedinin en çok konuşulan ve araştırılan yönlerinden biri olmuştur.\n\n4. Günümüzdeki Anlamı\n2011 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan\, devlet adına bu olaylar için resmi bir özür dilemiştir. Dersim Tertelesi\, bugün Türkiye’nin toplumsal hafızasında hala tartışılan ve üzerinde akademik çalışmaların sürdüğü en sancılı konulardan biridir. \n\nDersim Tertelesi’nin toplumsal hafızadaki yeri\, sadece tarih kitaplarındaki rakamlarla değil\, nesilden nesile aktarılan acı dolu tanıklıklar ve sanat eserleriyle şekillenmiştir. Bu derin mevzuyu şu üç kolda inceleyebiliriz: \n1. Tanıklıklar ve “Kayıp Kızlar”\nBu dönemin en sarsıcı insani boyutu\, harekat sırasında ailelerini kaybeden veya ailelerinden koparılan kız çocuklarıdır. \n\nBeyaz Dağ’ın Çocukları: Birçok küçük kız\, bölgede görev yapan subaylara evlatlık verilmiş; gerçek kimliklerini\, dillerini ve kökenlerini yıllar sonra öğrenmişlerdir.\nSözlü Tarih: Nezahat ve Kazım Gündoğan çiftinin hazırladığı “İki Tutam Saç: Dersim’in Kayıp Kızları” belgeseli\, bu çocukların yıllar sonraki arayışlarını ve yaşadıkları travmayı tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir.\n\n2. Ağıtlar ve Türküler\nBölge halkı\, yaşadığı büyük yıkımı kağıda dökemese de tellere ve dillere dökmüştür. Kırmancki (Zazaca) ve Kurmanci dillerinde yakılan ağıtlar\, yaşananların en canlı kanıtlarıdır: \n\n“Dersim Dört Dağ İçinde”: En bilinen türkülerden biridir. Bölgenin kuşatılmışlığını ve çaresizliğini anlatır.\nSeyit Rıza Ağıtları: İdam edilen Seyit Rıza ve oğlu için yakılan onlarca farklı ağıt\, halk ozanları tarafından günümüze taşınmıştır. Bu eserlerde genellikle “mağaralara sığınan insanlar”\, “Munzur suyunun kan akması” ve “ayrılık” temaları işlenir.\n\n3. Edebiyat ve Sanatın Dili\nYaşanan trajedi\, Türk edebiyatında da yankı bulmuştur: \n\nŞükrü Erbaş: Şiirlerinde bu dönemin bıraktığı derin sızıyı işleyen şairlerdendir.\nHaydar Karataş: “Perperik-a Söe” (Gece Kelebeği) gibi romanlarıyla\, o dönemin atmosferini ve insanların doğayla olan bağının nasıl koptuğunu edebi bir dille anlatır.\nSinema: “Son Sürgün”\, “Babam Sınıfta Kaldı” (kısa film) gibi yapımlar\, toplumsal bellek üzerindeki sürgün ve asimilasyon etkilerini işler.\n\n4. Tarihsel Belgeler: “Mağaralara Gaz Atılması”\nYıllar sonra ortaya çıkan bazı askeri raporlarda ve dönemin harekat planlarında\, sarp kayalıklara ve mağaralara sığınan sivil halka yönelik “zehirli gaz” kullanıldığına dair tartışmalı ancak ciddi veriler tartışılmaya başlanmıştır. Bu\, konunun askeri stratejiden ziyade insani bir felaket olarak değerlendirilmesine yol açan en kritik noktalardan biridir. \nDersim Tertelesi\, bugün hala “yüzleşme” kavramı etrafında konuşulan\, Türkiye’nin en karmaşık ve hassas hafıza alanlarından biridir.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/dersim-tertelesinin-1937-baslamasi/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260506
DTEND;VALUE=DATE:20260507
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T123632Z
LAST-MODIFIED:20260323T142600Z
UID:5779-1778025600-1778111999@dewabp.com
SUMMARY:Üç Fidanın İdamı (6 Mayıs 1972)
DESCRIPTION:Üç Fidanın İdamı\, Türkiye’de 1968 kuşağının öğrenci liderlerinden Deniz Gezmiş\, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan‘ın 6 Mayıs 1972 tarihinde Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde idam edilmesini ifade eden trajik olaydır. \nBu olay\, Türk siyasi tarihinin en çok tartışılan ve toplumsal bellekte en derin iz bırakan dönemeçlerinden biridir. İşte bu sürecin önemli başlıkları: \n1. Kimdi Bu “Üç Fidan”?\n\nDeniz Gezmiş: Karizmatik kişiliğiyle öne çıkan\, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun (THKO) kurucularındandır.\nYusuf Aslan: THKO kurucularından olup Deniz Gezmiş ile birlikte Sivas/Şarkışla’da yakalanmıştır.\nHüseyin İnan: Örgütün teorisyeni olarak kabul edilir ve grubun en disiplinli isimlerinden biridir.\n\n2. İdama Götüren Süreç\n12 Mart 1971 Muhtırası’nın ardından tutuklanan bu üç genç\, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No’lu Mahkemesi’nde yargılandılar. Türk Ceza Kanunu’nun 146. maddesini (Anayasa’yı ihlal) ihlal ettikleri gerekçesiyle ölüm cezasına çarptırıldılar. \n3. Siyasi İntikam Tartışmaları\nİdam kararı Meclis’e geldiğinde büyük tartışmalar yaşanmıştır. Dönemin sağ siyasetçileri\, 1961 yılında idam edilen Adnan Menderes\, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın intikamını almak amacıyla “Üçe üç!” sloganlarıyla bu idamları desteklemişlerdir. Bu durum\, kararın hukuki olmaktan ziyade siyasi bir misilleme olduğu eleştirilerini beraberinde getirmiştir. \n4. Son Sözleri\nİdam sehpasındaki son sözleri\, onların ideolojik kararlılıklarını simgeler niteliktedir. Deniz Gezmiş’in son sözlerinde Türk ve Kürt halklarının kardeşliğine\, bağımsızlık mücadelesine ve Marksizm-Leninizm’e vurgu yaptığı bilinir. \n5. Toplumsal Hafıza ve Sanattaki Yeri\nİdam edildiklerinde Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan 25\, Hüseyin İnan ise 23 yaşındaydı. Genç yaşta ölüme gitmeleri nedeniyle halk arasında “Üç Fidan” olarak adlandırıldılar. \n\nEdebiyat: Nihat Behram’ın “Darağacında Üç Fidan” kitabı bu süreci anlatan en önemli eserdir.\nMüzik: Zülfü Livaneli’nin “Şarkışla” ve “Hoşçakal Kardeşim Deniz” şarkıları ile Selda Bağcan’ın yorumladığı birçok eser bu trajediyi konu alır.\nŞiir: Can Yücel’in “Mare Nostrum” şiiri (“En güzel deniz henüz gidilmemiş olanıdır” dizeleriyle biten meşhur şiiri) Deniz Gezmiş’e ithaf edilmiştir.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/uc-fidanin-idami/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260506
DTEND;VALUE=DATE:20260507
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T123951Z
LAST-MODIFIED:20260330T152449Z
UID:5783-1778025600-1778111999@dewabp.com
SUMMARY:Hıdrellez
DESCRIPTION:Hıdırellez\, Orta Asya\, Ortadoğu\, Anadolu ve Balkanlar’da neşeyle kutlanan\, baharın gelişini müjdeleyen en kadim bayramlardan biridir. Her yıl 5 Mayıs gecesi başlar ve 6 Mayıs günü boyunca devam eder. \nBu özel günü bu kadar anlamlı kılan temel unsurlar şunlardır: \n1. Hızır ve İlyas Buluşması\nİnanışa göre\, karaların koruyucusu olduğuna inanılan Hızır ile denizlerin koruyucusu olan İlyas peygamberler\, yılda sadece bir kez 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece yeryüzünde buluşurlar. “Hıdırellez” ismi de bu iki ismin birleşmesinden türetilmiştir. Bu buluşmanın dünyaya bereket\, şifa ve uğur getirdiğine inanılır. \n2. Gelenekler ve Ritüeller\nHıdırellez\, zengin ritüelleriyle bilinen oldukça renkli bir bayramdır: \n\nGül Ağacı Altına Dilek: En yaygın gelenek\, 5 Mayıs akşamı dileklerin bir kağıda çizilip veya yazılıp gül ağacının dibine gömülmesidir. Sabah erkenden bu kağıtlar alınıp akarsuya bırakılır.\nAteşten Atlama: Baharın enerjisini toplamak\, hastalıklardan ve kötülüklerden arınmak amacıyla yakılan ateşin üzerinden üç kez atlanır.\nBereket Ritüelleri: Yiyecek kaplarının\, cüzdanların ve ambarların ağzı o gece açık bırakılır ki Hızır’ın eli değsin\, bereket gelsin.\nDoğa Gezileri: 6 Mayıs günü yeşil alanlara gidilir\, su kenarlarında vakit geçirilir; bu “tazelenme” anlamına gelir.\n\n3. UNESCO Kültürel Mirası\nHıdırellez\, taşıdığı derin kültürel bağlar nedeniyle 2017 yılında UNESCO tarafından **”İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi”**ne dahil edilmiştir. \n4. Takvimdeki Yeri\nHalk takvimine göre yıl ikiye ayrılır: 6 Mayıs’tan 7 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri (Yaz)\, 8 Kasım’dan 5 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri (Kış) olarak adlandırılır. Yani Hıdırellez\, kışın bitişi ve yazın resmi başlangıcıdır.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/hidrellez/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260510
DTEND;VALUE=DATE:20260511
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T124418Z
LAST-MODIFIED:20260330T152313Z
UID:5785-1778371200-1778457599@dewabp.com
SUMMARY:Anneler Günü
DESCRIPTION:Anneler Günü\, anneleri onurlandırmak\, onlara duyulan sevgiyi dile getirmek ve aile içindeki yerlerini yüceltmek amacıyla dünya çapında kutlanan özel bir gündür. \nTürkiye dahil pek çok ülkede her yıl Mayıs ayının ikinci pazar günü kutlanır. Bu yıl\, yani 2026’da\, Anneler Günü 10 Mayıs Pazar gününe denk gelmektedir. \nİşte bu anlamlı günün hikayesi ve önemi: \n1. Modern Anneler Günü’nün Doğuşu\nBugünkü kutlamaların temeli\, Amerikalı Anna Jarvis‘in 1905 yılında vefat eden annesi için başlattığı anma etkinliğine dayanır. Jarvis\, annesinin “anneler için bir gün ilan edilmeli” arzusunu gerçekleştirmek için büyük bir kampanya yürütmüş ve 1914 yılında bu gün ABD’de resmi olarak kabul edilmiştir. \n2. Antik Dönemden İzler\nAnneler için yapılan kutlamalar aslında çok daha eskidir. Antik Yunan’da tanrıların annesi Rhea onuruna ilkbahar festivalleri düzenlenirken\, Romalılar da benzer şekilde Kybele için kutlamalar yapardı. Yani anneyi kutsama geleneği insanlık tarihi kadar köklüdür. \n3. Kutlama Gelenekleri\n\nHediyeler ve Çiçekler: Anneler Günü’nün simgesi genellikle karanfildir (Anna Jarvis’in annesinin en sevdiği çiçek).\nAile Buluşmaları: Genellikle ailece yenen yemekler ve annelerin o gün ev işlerinden uzak tutulması gelenekselleşmiştir.\nManevi Değer: Maddi hediyelerden ziyade\, çocukların el emeğiyle hazırladığı kartlar veya içten bir teşekkür bu günün asıl ruhunu oluşturur.\n\n4. Farklı Tarihler\nHer ne kadar Mayıs ayının ikinci pazarı en yaygın tarih olsa da\, örneğin İngiltere’de “Mothering Sunday” adıyla Paskalya’dan üç hafta önce\, Arap ülkelerinin çoğunda ise 21 Mart’ta (ilkbahar ekinoksunda) kutlanır.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/anneler-gunu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260515
DTEND;VALUE=DATE:20260516
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T124849Z
LAST-MODIFIED:20260330T152908Z
UID:5788-1778803200-1778889599@dewabp.com
SUMMARY:Uluslararası Aile Günü
DESCRIPTION:Uluslararası Aile Günü\, her yıl 15 Mayıs tarihinde kutlanan\, ailenin toplumun temel taşı olduğu bilincini pekiştirmeyi ve ailelerin karşılaştığı sorunlara küresel çapta dikkat çekmeyi amaçlayan bir gündür. \nBu özel günün arka planını ve önemini şu noktalarla özetleyebiliriz: \n1. Tarihçesi ve Birleşmiş Milletler Kararı\nBirleşmiş Milletler Genel Kurulu\, 1993 yılında aldığı bir kararla 15 Mayıs’ı “Uluslararası Aile Günü” olarak ilan etmiştir. İlk kez 1994 yılında kutlanmaya başlanan bu günün temel amacı\, uluslararası toplumun aile konusundaki duyarlılığını artırmaktır. \n2. Her Yıl Farklı Bir Tema\nBM\, her yıl aileleri etkileyen güncel bir küresel meseleyi “ana tema” olarak belirler. Örneğin geçmiş yıllarda şu konular işlenmiştir: \n\nİklim Değişikliği ve Aileler: Sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının aile içinde başlaması.\nTeknoloji ve Aile: Dijitalleşmenin aile içi iletişime etkileri.\nDemografik Değişimler: Yaşlanan nüfusun aile yapısı üzerindeki etkisi.\n\n3. Temel Amaçları\n\nDayanışma: Aile bireyleri arasındaki bağları güçlendirmek.\nEşitlik: Aile içinde toplumsal cinsiyet eşitliğini ve çocuk haklarını savunmak.\nRefah: Ekonomik zorluklar yaşayan ailelerin desteklenmesi için hükümetleri sosyal politikalar üretmeye teşvik etmek.\n\n4. Aile Haftası\nTürkiye’de 15 Mayıs’ı kapsayan hafta genellikle “Aile Haftası” olarak kutlanır. Bu hafta boyunca okullarda ve sosyal hizmet kurumlarında ailenin önemi\, sağlıklı çocuk yetiştirme ve kuşaklar arası iletişim gibi konularda seminerler ve etkinlikler düzenlenir.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/uluslararasi-aile-gunu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;TZID=UTC:20260517T080000
DTEND;TZID=UTC:20260517T170000
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T125012Z
LAST-MODIFIED:20260323T141947Z
UID:5790-1779004800-1779037200@dewabp.com
SUMMARY:Mahsuni Şerif'in ölüm günü (2002)
DESCRIPTION:Şerif Mahzuni \, (17 Kasım 1939\, Berçenek\, Afşin Kahramanmaraş – † 17 Mayıs 2002\, Köln)\nAşık Mahzuni Şerif (asıl adıyla Şerif Cırık)\, 20. yüzyıl halk edebiyatının en gür sesli ozanlarından biri\, toplumsal adaletsizliğe karşı duruşuyla simgeleşmiş bir “halkın sanatçısı”dır. 1940 yılında Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde doğmuş\, 2002 yılında vefat etmiştir. \nOnu modern çağın en büyük ozanlarından biri yapan temel özellikleri şunlardır: \n1. Muhalif ve Toplumcu Kimliği\nMahzuni Şerif\, geleneksel âşıklık geleneğini (doğa\, aşk\, inanç) alıp onu sert bir toplumsal eleştiri ve siyaset felsefesiyle birleştirmiştir. Yoksulluk\, yolsuzluk ve haksızlık karşısında kalemini ve sazını bir silah gibi kullanmış; bu uğurda hapis yatmış\, konserleri yasaklanmış ancak geri adım atmamıştır. \n2. Eserlerindeki Evrensel Derinlik\n450’den fazla plağı\, 50’den fazla kaseti ve binlerce şiiri bulunan ozanın en bilinen eserleri\, bugün bile her kuşaktan insan tarafından ezbere bilinir: \n\n“Dom Dom Kurşunu”: Toplumsal yozlaşmaya ve zulme bir başkaldırıdır.\n“Yuh Yuh”: Yolsuzluk yapanlara\, halkı sömürenlere karşı yazılmış bir yergi şaheseridir.\n“İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım”: Türk halk müziğinin en derin ve dokunaklı vedalarından biri kabul edilir.\n“Sarı Saçlım Mavi Gözlüm”: Mustafa Kemal Atatürk’e duyulan özlemi dile getiren en güçlü eserlerden biridir.\n\n3. “Modern Zamanların Pir Sultan’ı”\nMüzik otoriteleri ve halk\, onu sözünü sakınmayan tavrı nedeniyle “Yirminci Yüzyılın Pir Sultan Abdal’ı” olarak nitelendirir. Sadece bağlama çalmakla kalmamış\, halkın dertlerini radyo ve televizyonun olmadığı dönemlerde köy köy gezerek dile getirmiştir. \n4. Müziğe Teknik Katkısı\nBağlama icrasında kendine has\, “tok” ve sert bir vuruş tekniği (mızrap tavrı) geliştirmiştir. Sesi\, Anadolu’nun yanık ve isyankar ruhunu yansıtır. Eserleri sadece halk müziği sanatçıları tarafından değil\, Selda Bağcan’dan Moğollar’a\, Edip Akbayram’dan rock gruplarına kadar çok geniş bir yelpazede yeniden yorumlanmıştır. \n\nAşık Mahzuni Şerif‘in hem yaşamı hem de eserleri\, Anadolu’nun toplumsal hafızasına kazınmış birer hikâyedir. \n1. “Yuh Yuh” Türküsünün Hikâyesi ve Ruhu\nMahzuni Şerif\, bu eseri sadece bir “türkü” olsun diye değil\, toplumsal bir manifesto olarak yazmıştır. \n\nYolsuzluğa Başkaldırı: 1970’li yılların siyasi ve ekonomik çalkantıları içinde; halkın emeğini sömürenlere\, rüşvetçilere ve ikiyüzlü siyasetçilere karşı duyduğu öfkeyi dile getirir.\nMizahi Eleştiri: Şarkıdaki “Gözü kör olmayasıca / Gönlü şad olmayasıca” gibi ifadelerle\, Anadolu’nun o kendine has yergi (taşlama) kültürünü en sert ve en zekice haliyle kullanmıştır.\nEvrenselliği: Bugün bile herhangi bir haksızlık karşısında ilk akla gelen eserlerden biri olması\, Mahzuni’nin halkın ortak vicdanına ne kadar dokunduğunun bir kanıtıdır.\n\n2. Hacıbektaş’a Defnedilme İradesi\nMahzuni Şerif\, 17 Mayıs 2002’de Almanya’da vefat ettiğinde\, vasiyeti üzerine Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine defnedilmiştir. \n\nNeden Hacıbektaş? Hacı Bektaş-ı Veli\, onun felsefesinin\, inancının ve beslendiği damarın kaynağıdır. Mezarı\, Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi’nin yakınındaki “Çilehane” bölgesindedir.\nKomşusu İlhan Selçuk: İlginç bir bilgi olarak; Türk basınının usta kalemi İlhan Selçuk da vefat ettiğinde\, vasiyeti üzerine Hacıbektaş’ta Mahzuni Şerif’in mezarının hemen yanına defnedilmiştir. Bu iki isim yan yana\, Anadolu aydınlanmasının ve halkın sesinin sönmeyen birer sembolü olarak yatmaktadır.\n\n3. “İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım” Üzerine Bir Not\nBu eser de en az “Yuh Yuh” kadar meşhurdur ancak bambaşka bir duyguyu temsil eder. Mahzuni\, bu deyişi aslında eşine hitaben\, o zorlu hapis ve sürgün yıllarının verdiği hüzünle kaleme almıştır. Modern müziğin her türünde (Rock\, Pop\, Caz) en çok yorumlanan türkülerin başında gelir.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/mahsuni-serif-in-2002-olum-gunu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260519
DTEND;VALUE=DATE:20260520
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T134617Z
LAST-MODIFIED:20260323T135214Z
UID:5804-1779148800-1779235199@dewabp.com
SUMMARY:Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı
DESCRIPTION:19 Mayıs Atatürk’ü Anma\, Gençlik ve Spor Bayramı\, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı\, bağımsızlık meşalesinin yakıldığı ve bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türk gençliğine armağan edilmiş çok özel bir milli bayramdır. \nBu günün tarihsel ve toplumsal önemini şu başlıklarla özetleyebiliriz: \n1. Milli Mücadele’nin Başlangıcı\n19 Mayıs 1919\, Mustafa Kemal Paşa’nın Bandırma Vapuru ile Samsun’a ayak bastığı tarihtir. Bu olay\, Birinci Dünya Savaşı sonrası işgal edilen Anadolu topraklarını kurtarmak için başlatılan Kurtuluş Savaşı’nın fiili başlangıcı kabul edilir. Bu yüzden 19 Mayıs\, modern Türkiye’nin doğum günü sayılır. \n2. Gençliğe Armağan Ediliş Hikayesi\nAtatürk\, milli mücadelenin başarıya ulaşmasının ardından\, Cumhuriyet’in korunması ve geliştirilmesi görevini gençlere bırakmıştır. Bayramın adı zaman içinde değişmiş olsa da\, 1938’den itibaren resmen “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaya başlanmış\, 1981 yılında ise bugünkü hali olan “Atatürk’ü Anma\, Gençlik ve Spor Bayramı” adını almıştır. \n3. “Doğum Günüm” Demesi\nAtatürk’e ne zaman doğduğu sorulduğunda\, resmi bir kayıt bulunmadığı için “Neden 19 Mayıs olmasın?” diyerek bu günü kendi doğum günü olarak kabul etmiştir. Bu da günün manevi değerini katlamaktadır. \n4. Spor ve Coşku\nBayramın “Spor” ayağı\, gençlerin fiziksel ve zihinsel gelişimine verilen önemi simgeler. Her yıl stadyumlarda\, meydanlarda ve okullarda düzenlenen jimnastik gösterileri\, spor müsabakaları ve geçit törenleri bu coşkunun bir parçasıdır. Samsun’dan getirilen “Sevgi Bayrağı”nın Ankara’da Cumhurbaşkanı’na sunulması da en anlamlı geleneklerden biridir.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260527
DTEND;VALUE=DATE:20260528
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T143353Z
LAST-MODIFIED:20260323T143529Z
UID:5826-1779840000-1779926399@dewabp.com
SUMMARY:Askeri Darbe (1960)
DESCRIPTION:27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi\, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk askeri müdahalesidir. Demokrat Parti (DP) iktidarına karşı\, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bir grup subay tarafından gerçekleştirilmiştir. \nBu olayın nedenlerini\, gelişimini ve sonuçlarını şu şekilde özetleyebiliriz:\n\n1. Darbeye Giden Nedenler\nSiyasi Gerginlik: DP iktidarı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki gerilimin artması.\nTahkikat Komisyonu: Muhalefeti ve basını denetlemek amacıyla geniş yetkilerle donatılmış bir komisyonun kurulması\, otoriterleşme iddialarını güçlendirdi.\nÖğrenci Olayları: Ankara ve İstanbul’da üniversite öğrencilerinin başlattığı protestolar (28-29 Nisan olayları ve 555K eylemi) ve bu olaylara polisin sert müdahalesi.\nEkonomik Sıkıntılar: 1950’lerin sonuna doğru artan enflasyon ve ekonomik darboğazın halkta yarattığı huzursuzluk.\n\n2. Darbenin Gerçekleşmesi\n\n27 Mayıs Sabahı: Albay Alparslan Türkeş tarafından radyoda okunan bildiriyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yönetime el koyduğu tüm dünyaya duyuruldu.\nMilli Birlik Komitesi (MBK): Yönetimi devralan bu komitenin başına Orgeneral Cemal Gürsel getirildi.\nTutuklamalar: Cumhurbaşkanı Celal Bayar\, Başbakan Adnan Menderes ve hükümet üyeleri tutuklanarak Yassıada‘ya gönderildi.\n\n3. Yassıada Yargılamaları ve İdamlar\n\nYassıada’da kurulan “Yüksek Adalet Divanı” tarafından yapılan yargılamalar sonucunda birçok DP’li hapis cezasına çarptırıldı. Ancak en sarsıcı sonuç\, üç ismin idam edilmesi oldu:\nAdnan Menderes (Başbakan)\nFatin Rüştü Zorlu (Dışişleri Bakanı)\nHasan Polatkan (Maliye Bakanı) İdamlar\, Eylül 1961’de İmralı Adası’nda infaz edildi.\n\n4. Sonuçları ve Etkileri\n\n1961 Anayasası: Türkiye’nin daha özgürlükçü olduğu kabul edilen yeni anayasası hazırlandı.\nSiyasi Yasaklar: DP kapatıldı ve yöneticilerine siyasi yasaklar getirildi.\nDemokrasiye Etkisi: Bu darbe\, Türkiye’de ordunun siyasete müdahale geleneğinin başlangıcı kabul edilmiş ve uzun yıllar boyunca Türk demokrasisi üzerinde bir vesayet tartışmasına yol açmıştır.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/askeri-darbe-1960/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260528
DTEND;VALUE=DATE:20260529
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T144418Z
LAST-MODIFIED:20260325T081357Z
UID:5829-1779926400-1780012799@dewabp.com
SUMMARY:Çorum Katliamı (1980)
DESCRIPTION:Çorum Katliamı\, 1980 yılının Mayıs ve Temmuz ayları arasında Çorum’da meydana gelen\, toplumsal kutuplaşmanın ve provokasyonların derinleşmesi sonucu yaşanan trajik olayları ifade eder. Türkiye’nin 12 Eylül 1980 askeri darbesine giden sürecindeki en kanlı ve sarsıcı duraklarından biridir. \nOlayların gelişimini ve arka planını şu başlıklarla özetleyebiliriz: \n1. Sosyal ve Siyasi Ortam\n1980 yılı Türkiye’si\, “sağ-sol” çatışmasının zirve yaptığı\, ekonomik krizin ve siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü bir dönemdi. Çorum; hem etnik hem de mezhepsel (Alevi-Sünni) çeşitliliği nedeniyle\, bu gerilimi tırmandırmak isteyen odaklarca hedef seçilmiştir. \n2. Olayların Başlaması (Mayıs 1980)\nKatliamın fitili\, 19 Mayıs kutlamalarının “ahlaka aykırı” olduğu yönündeki asılsız dedikodular ve dönemin MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak’ın Ankara’da suikast sonucu öldürülmesiyle ateşlendi. Sazak’ın cenazesinden sonra Çorum’da gerginlik had safhaya ulaştı. \n3. “Camiler Yakılıyor” Provokasyonu (3 Temmuz 1980)\nOlayların en kanlı evresi 3 Temmuz günü yaşandı. Şehirde “Alaaddin Camii bombalanıyor” veya “Sulara zehir katıldı” gibi tamamen yalan olan anonslar ve dedikodular yayıldı. Bu provokasyonun ardından galeyana gelen gruplar\, Alevilerin ve sol görüşlü kişilerin yoğunlukta yaşadığı mahallelere (özellikle Milönü Mahallesi) saldırdı. \n4. Sonuçlar ve Bilanço\n\nCan Kayıpları: Resmi verilere göre 57 kişi hayatını kaybetmiş\, yüzlerce kişi yaralanmıştır. Ancak yerel kaynaklar ve tanıklıklar gerçek kaybın daha yüksek olduğunu belirtmektedir.\nMaddi Hasar: Yüzlerce ev ve iş yeri yağmalanmış veya ateşe verilmiştir.\nGöç: Olayların ardından Çorum’da yaşayan pek çok aile\, güvenlik endişesiyle şehri terk etmek zorunda kalmış; bu durum şehrin demografik yapısını kalıcı olarak değiştirmiştir.\n\n5. Tarihsel Önemi\nÇorum Katliamı\, sadece bir mezhep çatışması değil; 12 Eylül darbesine zemin hazırlayan\, halkı birbirine kırdırarak “ordu müdahalesini kaçınılmaz kılma” stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilir. Maraş Katliamı ile benzerlikler taşır ve Türkiye’nin toplumsal barışına vurulmuş en ağır darbelerden biridir. \nhttps://gercekhaberajansi.org/corum-katliami/
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/corum-katliami-1980/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260529
DTEND;VALUE=DATE:20260530
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T144707Z
LAST-MODIFIED:20260323T144726Z
UID:5834-1780012800-1780099199@dewabp.com
SUMMARY:İstanbul' un Fethi (1453)
DESCRIPTION:Istanbul’un Fethi\, 29 Mayıs 1453 tarihinde Osmanlı Padişahı II. Mehmed (Fatih Sultan Mehmed) komutasındaki Osmanlı ordusunun\, Bizans İmparatorluğu’nun başkenti olan Konstantinopolis’i ele geçirmesidir. \nBu olay\, sadece Türk tarihi için değil\, dünya tarihi için de büyük bir kırılma noktasıdır. Fethin önemli aşamalarını ve sonuçlarını şöyle özetleyebiliriz: \n1. Kuşatma Hazırlıkları ve Strateji\nFatih Sultan Mehmed\, şehri alabilmek için dâhice bir hazırlık süreci yürüttü: \n\nRumeli Hisarı: Boğaz’ın kuzeyinden gelebilecek yardımları kesmek için Anadolu Hisarı’nın tam karşısına inşa edildi.\nŞahi Topları: Dönemin en büyük ve güçlü topları döktürüldü. Bu toplar\, o zamana kadar “yıkılamaz” denilen Bizans surlarını delmek için kullanıldı.\nGemilerin Karadan Yürütülmesi: Haliç’in girişindeki devasa zinciri aşamayan Osmanlı ordusu\, bir gecede 70 kadar gemiyi yağlı kalaslar üzerinde karadan (bugünkü Dolmabahçe-Pera hattı) yürüterek Haliç’e indirdi.\n\n2. Siyasi ve Sosyal Sonuçlar\n\nİmparatorluktan Cihan Devletine: Osmanlı Devleti\, bu fetihle birlikte bir Balkan devleti olmaktan çıkıp tam anlamıyla bir imparatorluk haline geldi.\nİslam Dünyasındaki Saygınlık: Hz. Muhammed’in “Konstantiniyye mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır…” hadisindeki müjdeye nail olunması\, Osmanlı’nın İslam dünyasındaki liderliğini pekiştirdi.\nBaşkent İstanbul: İstanbul\, Osmanlı Devleti’nin yeni başkenti oldu ve kısa sürede dünyanın kültür\, sanat ve ticaret merkezi haline getirildi.\n\n3. Dünya Tarihini Değiştiren Etkiler\n\nÇağ Kapanıp Çağ Açıldı: Orta Çağ sona erdi ve Yeni Çağ başladı.\nRönesans’ın Tetiklenmesi: Bizanslı bilim insanlarının ve sanatçıların İtalya’ya kaçması\, orada antik Yunan ve Roma kültürünün yeniden keşfedilmesine (Rönesans) zemin hazırladı.\nCoğrafi Keşifler: İpek ve Baharat yollarının tamamen Osmanlı kontrolüne geçmesi\, Avrupalıları yeni ticaret yolları aramaya itti ve bu da Coğrafi Keşifler’in başlamasına neden oldu.\nDerebeyliğin (Feodalizm) Çöküşü: Büyük topların surları yıkabildiğinin görülmesi\, Avrupa’daki şatolarına güvenen derebeylerin gücünü kırdı ve merkezi krallıklar güçlendi.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/istanbul-un-fethi-1453/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260531
DTEND;VALUE=DATE:20260601
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260323T144901Z
LAST-MODIFIED:20260330T153435Z
UID:5837-1780185600-1780271999@dewabp.com
SUMMARY:Dünya Sigarasız Günü
DESCRIPTION:Dünya Sigarasız Günü (World No Tobacco Day)\, her yıl 31 Mayıs tarihinde\, tütün ürünlerinin kullanımının sağlık üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekmek ve tütün endüstrisinin pazarlama taktiklerine karşı farkındalık yaratmak amacıyla kutlanan küresel bir gündür. \nDünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 1987 yılında kabul edilen bu günün temel amaçları şunlardır: \n1. Sağlık Risklerine Karşı Farkındalık\nTütün kullanımı; kanser\, kalp hastalıkları ve kronik solunum yolu rahatsızlıklarının en büyük önlenebilir nedenidir. Bu özel günde\, sadece sigara içenlerin değil\, “pasif içici” durumundaki çocukların ve yetişkinlerin maruz kaldığı tehlikeler de vurgulanır. \n2. Tütün Endüstrisi ile Mücadele\nDünya Sigarasız Günü\, tütün şirketlerinin özellikle gençleri hedef alan reklam ve lobi faaliyetlerine karşı bir direnç oluşturmayı hedefler. Her yıl farklı bir tema belirlenir; örneğin bazı yıllarda “gençleri korumak”\, bazı yıllarda ise “tütünün çevreye verdiği zararlar” (üretim aşamasındaki su tüketimi ve ormansızlaşma gibi) ön plana çıkarılır. \n3. Bırakmak İçin Bir Fırsat\n31 Mayıs\, dünya genelinde milyonlarca insan için sigarayı bırakma yolunda atılan “ilk gün” olarak sembolik bir önem taşır. Birçok ülkede bu güne özel ücretsiz danışmanlık hatları ve bırakma kampanyaları yoğunlaştırılır. \n4. Çevresel Etkiler\nSigara izmaritlerinin dünyada en çok atılan atık türü olduğu ve içindeki plastiklerin doğada yüzlerce yıl yok olmadığı gerçeği\, son yıllarda bu günün en önemli gündem maddelerinden biri haline gelmiştir.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/dunya-sigarasiz-gunu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260602
DTEND;VALUE=DATE:20260603
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260324T112851Z
LAST-MODIFIED:20260324T123948Z
UID:5840-1780358400-1780444799@dewabp.com
SUMMARY:Ahmed Arif'in ölüm günü (1991)
DESCRIPTION:Ahmet (Ahmed) Arif (1927–1991)\, Türk edebiyatının en köklü ve toplumcu damarlarından birini temsil eden\, özellikle lirik ve epik üslubuyla tanınan efsanevi bir şairdir. \nKendine has tarzı\, Anadolu insanının acılarını\, onurunu ve direncini dile getiriş biçimiyle geniş kitleler tarafından benimsenmiştir. Hayatı ve sanatı hakkında öne çıkan bazı önemli noktalar şunlardır: \n1. “Hasretinden Prangalar Eskittim”\nAhmet Arif denince akla gelen ilk ve tek şiir kitabıdır. 1968 yılında yayımlanan bu eser\, Türkiye’de en çok basılan ve okunan şiir kitapları arasında yer alır. Kitaptaki birçok şiir\, halk arasında birer marş ya da türkü gibi ezberlenmiştir. \n2. Şiir Anlayışı ve Dil\nŞiirlerinde Doğu Anadolu’nun sert ama samimi doğasını\, yerel söyleyişleri ve destansı bir dili harmanlamıştır. Sadece yazdıklarıyla değil\, okuyuş tarzıyla da (kendi sesinden kayıtları mevcuttur) şiire ayrı bir ruh katmıştır. Şiirleri hem çok sert bir gerçekçilik barındırır hem de derin bir incelik ve “sevdalı” bir hava taşır. \n3. Toplumcu Gerçekçilik\nEserlerinde haksızlığa karşı duruş\, özgürlük tutkusu ve halkın içindeki o sönmeyen umut ana temalardır. Hayatı boyunca siyasi görüşleri ve yazdıkları nedeniyle çeşitli baskılara maruz kalmış\, hapis yatmıştır; ancak bu durum onun şiirindeki “direnç” temasını daha da güçlendirmiştir. \n4. Müzikle Buluşan Şiirler\nAhmet Arif’in şiirleri\, melodik yapıları nedeniyle birçok sanatçı tarafından bestelenmiştir. Özellikle: \n\nAhmet Kaya (“Suskun”\, “Hasretinden Prangalar Eskittim”)\nCem Karaca (“Adiloş Bebe”)\nGrup Yorum (“Anadolu”) gibi isimler onun dizelerini geniş kitlelere ulaştırmıştır.\n\n\nÖnemli Eserlerinden Bazıları: \n\nOtuz Üç Kurşun (Katliam üzerine yazılmış sarsıcı bir ağıt/destandır)\nAnadolu\nUy Havar!\nTerketmedi Sevdan Beni\n\nAhmet Arif\, sadece bir şair değil\, aynı zamanda Anadolu’nun sesini modern Türk şiiriyle birleştiren bir köprüdür. \nAhmet Arif’in şiir evrenine adım atmak için onun en ikonik ve ruhunu en iyi yansıtan eserlerinden biri olan “Anadolu” şiiri. Bu şiirde Anadolu’yu kadim bir ana gibi konuşturur; hem yorgunluğunu hem de bitmek bilmeyen umudunu dile getirir: \n\nAnadolu\nBeşikler vermişim Nuh’a\,\nSalıncaklar\, hamaklar\,\nHavva Ana’n dünkü çocuk sayılır\,\nAnadolu’yum ben\,\nTanıyor musun?\nGör\, nasıl yeniden yaratılırım\,\nNamuslu\, genç ellerinle.\nKızların\,\nOğulların var gelecekte\,\nHer biri vazgeçilmez cihan parçası.\nO fiyaka satılan korku mahşerinde\nŞafakları ferahlatacak\nKusursuz dillerinle… \nÖyle yıkma kendini\,\nÖyle mahzun\, öyle garip…\nNerede olursan ol\,\nİçerde\, dışarda\, derste\, sırada\,\nYürü üstüne üstüne\,\nTükür yüzüne celladın\,\nFırsatçının\, fesatçının\, hainin…\nDayan kitap ile Dayan iş ile.\nTırnak ile\, diş ile\, Umut ile\,\nsevda ile\, düş ile\nDayan rüsva etme beni. \n\nNeden Bu Şiir?\nBu dizeler\, Ahmet Arif’in neden “halkın şairi” olduğunu kanıtlar niteliktedir. Şair burada okuyucusuna sadece bir coğrafyayı anlatmaz\, ona bir sorumluluk ve direnç aşılar. “Dayan rüsva etme beni” dizesi\, edebiyatımızdaki en güçlü çağrılardan biri kabul edilir.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/ahmed-arifin-olum-gunu-1991/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260603
DTEND;VALUE=DATE:20260604
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260324T120912Z
LAST-MODIFIED:20260324T124106Z
UID:5859-1780444800-1780531199@dewabp.com
SUMMARY:Nazım Hikmet'in ölüm günü (1963)
DESCRIPTION:Nâzım Hikmet (1902–1963)\, modern Türk şiirinin öncüsü\, “Mavi Gözlü Dev” olarak anılan dünyaca ünlü toplumcu gerçekçi şair ve oyun yazarıdır. \nTürk edebiyatında serbest nazımın (ölçüsüz ve kafiyesiz şiir) ilk ve en güçlü temsilcisidir. Hayatı sürgünler\, hapisler ve büyük bir memleket sevdasıyla şekillenmiştir. İşte Nâzım Hikmet’i Nâzım yapan temel taşlar: \n1. Şiirde Devrim: Serbest Nazım\nNâzım Hikmet\, Rusya’daki eğitimi sırasında Mayakovski gibi fütürist şairlerden etkilenmiş ve Türk şiirine o güne kadar görülmemiş bir teknik getirmiştir. Geleneksel hece ve aruz ölçüsünü kırarak\, şiire basamaklı dizeleri ve makineleşmenin\, endüstrinin ritmini taşımıştır. \n2. “Memleketimden İnsan Manzaraları”\nEn büyük başyapıtı kabul edilen bu dev eser\, bir tren yolculuğu üzerinden Türkiye’nin toplumsal kesitini\, köylüsünden entelektüeline kadar destansı bir dille anlatır. Şiir\, roman ve sinematografik anlatımın eşsiz bir karışımıdır. \n3. Hapis Yılları ve Sürgün\nSiyasi görüşleri nedeniyle hayatının yaklaşık 13 yılını hapishanelerde (özellikle Bursa Cezaevi) geçirmiştir. 1950 yılında bir af yasasıyla serbest kalmış\, ancak can güvenliği endişesiyle Türkiye’den ayrılmak zorunda kalmıştır. Ömrünün geri kalanını memleket hasretiyle Moskova ve diğer Avrupa şehirlerinde geçirmiş\, 1963’te Moskova’da hayata gözlerini yummuştur. \n4. Evrensel Bir Ses\nNâzım Hikmet sadece Türkiye’nin değil\, dünyanın en büyük şairlerinden biri kabul edilir. Şiirleri 50’den fazla dile çevrilmiştir. Barış\, özgürlük\, aşk ve insan onuru gibi evrensel temaları işlediği için UNESCO tarafından 2002 yılı “Nâzım Hikmet Yılı” ilan edilmiştir. \n\nUnutulmaz Şiirlerinden Bazıları: \n\nHenüz Vakit Varken Gülüm\nSaman Sarısı\nTahir ile Zühre Meselesi\nKuvâyi Milliye Destanı (Kurtuluş Savaşı’nı anlatan en güçlü eserlerden biridir)\n\nBir Mısra ile Nâzım:\n“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / ve bir orman gibi kardeşçesine…” bu dizeler onun dünya görüşünün ve sanatının en kısa özetidir. \nNâzım Hikmet’in o devasa eseri **”Memleketimden İnsan Manzaraları”**ndan\, şiir ile sinematografik anlatımın birleştiği o meşhur başlangıç bölümünü ve eserin ruhunu yansıtan bir parçayı paylaşmak isterim. \nBu eser\, 1939 yılında Haydarpaşa Garı’nın basamaklarında başlar ve Türkiye’nin o dönemki tüm sınıflarını bir tren yolculuğu üzerinden anlatır. \n\nMemleketimden İnsan Manzaraları (Girişten Bir Bölüm)\n\n“Haydarpaşa garında 1941 baharında saat on beş. Merdivenlerin üstünde güneş\, yorgunluk ve telâş. \nBir adam merdivenlerde duruyor bir şeyler düşünerek. Zayıf. Korkak. Burnu sivri ve uzun. Yanaklarının üstü çukur. \nMerdivenlerdeki adam —Galip Usta— tuhaf şeyler düşünmekle meşhurdur: ‘Kaat döksek\,’ diyordu\, ‘şu merdivenlere mahzun mahzun baksak…'” \n\n\nBu Eserin Önemi Nedir?\nNâzım Hikmet bu dev eseri Bursa Hapishanesi’nde yazmıştır. Şiir sadece bir “şiir kitabı” değil; içinde roman\, senaryo\, tarih ve sosyoloji barındıran bambaşka bir türdür. \n\nSıradan İnsanlar: Padişahları veya generalleri değil; köylüleri\, işçileri\, mahkûmları ve sıradan memurları başrole koyar.\nKurtuluş Savaşı: Eserin içindeki “Kuvâyi Milliye Destanı” bölümü\, Türk edebiyatında milli mücadeleyi en lirik ve destansı anlatan bölümlerden biridir.\nİnsan Sevgisi: Nâzım\, en “kötü” görünen karakterin bile içindeki insani damarı bulup çıkarmayı başarır.\n\nBir de Aşk Şiiri Olsun…\nNâzım’ın sürgündeyken eşine yazdığı\, hasret ve sadakat dolu o meşhur dizelerini de eklemeden geçmeyelim: \n\n“Seni düşünmek güzel şey\, ümitli şey\, Dünyanın en güzel sesinden\, En güzel şarkısını dinlemek gibi bir şey… Fakat artık ümit yetmiyor bana\, Ben artık şarkı dinlemek değil\, Şarkı söylemek istiyorum.”
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/nazim-hikmetin-olum-gunu-1963/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260604
DTEND;VALUE=DATE:20260605
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260324T123514Z
LAST-MODIFIED:20260330T153815Z
UID:5871-1780531200-1780617599@dewabp.com
SUMMARY:Gadir-i Hum Bayramı
DESCRIPTION:Gadir-i Hum Bayramı\, özellikle Şii Müslümanlar ve Arap Alevileri (Nusayriler) için İslam tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri kabul edilen dini bir bayramdır. \nBu özel gün\, Hicri takvime göre Zilhicce ayının 18. günü kutlanır. \nAnlamı ve Tarihsel Arka Planı\nİslam inancına göre (özellikle Şii ve Alevi itikadında)\, Hz. Muhammed 632 yılında Veda Haccı dönüşünde Mekke ile Medine arasındaki Gadir-i Hum denilen mevkide konaklamıştır. Burada binlerce Müslümana hitap ederek meşhur hutbesini vermiş ve: \n\n“Ben kimin mevlası isem\, Ali de onun mevlasıdır.” \n\nsözünü söylemiştir. Şii ve Alevi dünyası bu olayı\, Hz. Muhammed’in kendisinden sonra Hz. Ali’yi vasi (halef) ve Müslümanların önderi olarak tayin ettiği kesin an olarak kabul eder. Bu nedenle Gadir-i Hum\, “Velayet Bayramı” olarak da adlandırılır. \n2026 Yılında Ne Zaman?\n2026 yılında Gadir-i Hum Bayramı\, miladi takvime göre 4 Haziran Perşembe gününe denk gelmektedir. \nNasıl Kutlanır?\nBayramın kutlanma şekli yöresel ve mezhepsel farklılıklar gösterse de genel gelenekler şöyledir: \n\nHrisi (Bayram Yemeği): Özellikle Hatay ve çevresindeki Arap Alevileri arasında büyük kazanlarda et ve buğday dövülerek yapılan “hrisi” yemeği pişirilir ve halka dağıtılır.\nİbadet ve Dualar: O gün oruç tutmak\, gusül abdesti almak ve özel dualar (Nüdbe Duası gibi) okumak çok faziletli sayılır.\nZiyaretler: Türbeler ve kutsal mekanlar ziyaret edilir\, bayramlaşmalar yapılır.\nSosyal Dayanışma: Yoksullara yardım edilir ve toplu yemekler verilir.\n\nBu bayram\, inananlar için sadece tarihi bir hatırlatma değil\, aynı zamanda birlik\, beraberlik ve Hz. Ali’ye olan bağlılığın tazelendiği bir gündür.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/gadir-i-hum-bayrami/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260605
DTEND;VALUE=DATE:20260606
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260324T124513Z
LAST-MODIFIED:20260325T122140Z
UID:5876-1780617600-1780703999@dewabp.com
SUMMARY:Dünya Çevre Günü
DESCRIPTION:    \n5 Haziran Dünya Çevre Günü\, çevrenin korunması konusunda dünya çapında farkındalık yaratmak ve bu konuda somut adımlar atılmasını teşvik etmek amacıyla her yıl kutlanan uluslararası bir gündür. \nİşte bu özel günle ilgili bilmeniz gereken temel bilgiler: \n1. Tarihçesi\nDünya Çevre Günü’nün temelleri\, 1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı‘nda atılmıştır. Bu konferans\, çevrenin küresel bir mesele olarak ele alındığı ilk büyük zirvedir. İlk resmi kutlama ise 1973 yılında gerçekleşmiştir. \n2. Amacı\nBirleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından koordine edilen bu günün ana hedefleri şunlardır: \n\nÇevre kirliliği\, küresel ısınma ve sürdürülebilir tüketim gibi konulara dikkat çekmek.\nBireyleri\, toplulukları ve hükümetleri doğayı korumaya yönelik eyleme geçirmek.\nSiyasi ilgiyi ve kamusal duyarlılığı artırarak çevre dostu politikaların geliştirilmesini sağlamak.\n\n3. Her Yıl Farklı Bir Tema ve Ev Sahibi\nDünya Çevre Günü her yıl farklı bir çevre sorununa odaklanır ve her sene farklı bir ülke küresel kutlamalara ev sahipliği yapar. \n\n2025 Teması: Plastik kirliliğiyle mücadeleye odaklanan “Plastik Kirliliğine Son Ver” (Host: Güney Kore).\n2026 Teması: Henüz tam olarak ilan edilmese de\, 2026 yılındaki küresel etkinliklerin ev sahipliğini Azerbaycan yapacaktır ve odağın “İklim Eylemi” (Climate Action) olması beklenmektedir.\n\n4. Neler Yapılır?\nBu günde dünya genelinde milyonlarca insan çeşitli etkinliklere katılır: \n\nDeniz ve sahil temizleme kampanyaları.\nFidan dikme etkinlikleri.\nGeri dönüşüm ve sürdürülebilirlik üzerine paneller ve eğitimler.\nSiyasi liderlerin çevre koruma taahhütlerini açıklaması.\n\n\nSiz de kendi çevrenizde\, örneğin atıklarınızı ayrıştırarak veya plastik kullanımınızı azaltarak bu güne destek olabilirsiniz. \n  \n  \n  \n  \n  \n  \n  \n  \n  \n  \n  \n  \n 
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/dunya-cevre-gunu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260612
DTEND;VALUE=DATE:20260613
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260324T130352Z
LAST-MODIFIED:20260324T130610Z
UID:5902-1781222400-1781308799@dewabp.com
SUMMARY:Masum-u Pak Orocu
DESCRIPTION:Masum-u Pak Orucu\, Alevi inancında Ehlibeyt ve On İki İmamlar’ın küçük yaşta şehit edilen evlatları (14 Masum-u Pak) anısına tutulan bir matem orucudur. \nBu oruç\, Muharrem ayında tutulan “12 İmamlar Orucu”ndan hemen önce tutulur ve asıl büyük mateme bir hazırlık niteliği taşır. İşte bu özel orucun detayları: \n1. Kimlerin Anısına Tutulur?\n“Masum-u Pak” ifadesi “günahsız ve temiz” anlamına gelir. Bu oruç\, Kerbela olayında ve sonrasında henüz çocuk yaşta olmalarına rağmen zalimce katledilen 14 çocuk için tutulur. Onlar\, saflığın ve masumiyetin sembolü olarak kabul edilirler. \n2. Ne Zaman Tutulur? (2026 Tarihleri)\nMasum-u Pak orucu genellikle 3 gün sürer. Hemen ardından (bazı yörelerde) 1 günlük Fatma Ana Orucu gelir ve sonrasında asıl 12 günlük Muharrem (Matem) Orucu başlar. \n2026 yılı takvimine göre tarihler şöyledir: \n\nMasum-u Pak Orucu: 12 – 14 Haziran 2026\nFatma Ana Orucu: 15 Haziran 2026\nMuharrem Orucu Başlangıcı: 16 Haziran 2026\n\n3. Nasıl Tutulur ve Anlamı Nedir?\n\nYas İbadetidir: Bu oruç bir “aç kalma” ibadetinden ziyade bir yas tutma eylemidir.\nKısıtlamalar: Oruç süresince (ve devamındaki Muharrem ayında) eğlence yapılmaz\, düğün/nişan kurulmaz\, et yenilmez ve suyun saf hali (Kerbela’daki susuzluğu hissetmek adına) içilmez. Sıvı ihtiyacı çay\, ayran veya meyve suyu gibi içeceklerden karşılanır.\nOruç Açma: Akşam güneş battığında oruç açılır. Sahura kalkma geleneği yoktur; genellikle gece 12’den sonra bir şey yenilip içilmez.\n\n\n\nÖzetle: Masum-u Pak Orucu\, haksızlığa uğrayan masum çocukların acısını paylaşmak ve adaletsizliğe karşı bir duruş sergilemek için tutulan samimi bir gönül ibadetidir.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/masum-u-pak-orocu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260615
DTEND;VALUE=DATE:20260616
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260324T131147Z
LAST-MODIFIED:20260324T131212Z
UID:5906-1781481600-1781567999@dewabp.com
SUMMARY:Matem Orucu
DESCRIPTION:Matem Orucu (veya yaygın adıyla Muharrem Orucu)\, Alevi-Bektaşi inancında yılın en önemli ve en derin manevi dönemidir. Bu oruç\, sadece bir aç kalma ibadeti değil; bir yas tutma\, empati yapma ve ikrar tazeleme eylemidir. \nİşte bu kutsal dönemin temel özellikleri: \n1. Neden Tutulur? (Kerbela Matemi)\nBu orucun en temel sebebi\, Hicri 61 yılında gerçekleşen Kerbela Katliamı’dır. Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ve yanındaki 72 kişinin\, Emevi halifesi Yezid’in ordusu tarafından günlerce susuz bırakıldıktan sonra şehit edilmesinin acısını anmak için tutulur. \nAleviler için bu oruç\, haksızlığa karşı direnmenin ve mazlumun yanında olmanın simgesidir. \n2. Ne Zaman Tutulur? (2026 Takvimi)\nMuharrem ayı\, Hicri takvimin ilk ayıdır. 2026 yılında Matem Orucu ve bağlantılı günler şu tarihlere denk gelir: \n\n12 – 14 Haziran 2026: Masum-u Pak Orucu (3 gün)\n15 Haziran 2026: Fatma Ana Orucu (1 gün)\n16 Haziran 2026: Muharrem (Matem) Orucu Başlangıcı\n27 Haziran 2026: Muharrem Orucu Sonu\n28 Haziran 2026: Aşure Günü (Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin’in katliamdan sağ kurtulması ve Ehlibeyt soyunun devam etmesi şerefine şükür olarak dağıtılır).\n\n3. Yas Adabı ve Yasaklar\nMatem boyunca “nefis terbiyesi” esas alınır ve hayatın akışı bir yas evindeymiş gibi yavaşlar: \n\nSu İçilmez: Kerbela’da çekilen susuzluğu hissetmek için saf su içilmez. Su ihtiyacı; ayran\, meyve suyu veya çay gibi içeceklerden karşılanır.\nKan Akıtılmaz: Et yenmez ve canlılara zarar verilmez.\nEğlence Yapılmaz: Düğün\, nişan\, kutlama gibi etkinlikler düzenlenmez.\nTıraş Olunmaz / Süslenilmez: Aynaya bakmamak veya lüksten kaçınmak gibi gelenekler uygulanır.\n\n4. İftar ve Sahur Farkı\nRamazan orucundan farklı olarak\, Matem Orucu’nda sahur yoktur. Gece 12’den sonra niyet edilir ve hiçbir şey yenmez. Akşam güneş battığında ise mütevazı bir sofrayla oruç açılır. \n\n\nÖnemli Bir Not: Matem Orucu bittiğinde pişirilen Aşure\, bir yas yemeği değil\, “hayatta kalanlar ve süregelen nesil” için bir şükür lokmasıdır. İçindeki farklı malzemeler ise toplumdaki çeşitliliği ve bir arada yaşama kültürünü temsil eder.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/matem-orucu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260621
DTEND;VALUE=DATE:20260622
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260324T131530Z
LAST-MODIFIED:20260330T154101Z
UID:5908-1782000000-1782086399@dewabp.com
SUMMARY:Soyadı Kanunu kabulü (1934)
DESCRIPTION:Soyadı Kanunu\, 21 Haziran 1934 tarihinde kabul edilen ve her Türk vatandaşına bir soyadı taşıma yükümlülüğü getiren\, toplumsal düzeni modernize eden en önemli Atatürk devrimlerinden biridir. \nBu kanunla birlikte\, Osmanlı döneminden kalan ve günlük hayatta büyük karışıklıklara yol açan unvanlar kaldırılmış\, yerine aile bazlı bir kimlik sistemi getirilmiştir. \n1. Neden İhtiyaç Duyuldu?\nKanun öncesinde insanlar; babalarının adıyla\, lakaplarıyla (Örn: Köse Ahmet\, Kel Ali) veya doğum yerleriyle anılıyordu. Bu durum şu alanlarda büyük kaos yaratıyordu: \n\nAskerlik İşlemleri: Aynı isimdeki kişilerin karıştırılması.\nMiras ve Tapu: Hak sahiplerinin belirlenmesinde yaşanan hukuki kavgalar.\nEğitim ve Vergi: Kayıt tutmanın neredeyse imkansız hale gelmesi.\n\n2. Kanunun Temel Kuralları\nKanun sadece bir isim seçme özgürlüğü değil\, aynı zamanda toplumsal eşitliği hedefleyen kurallar da getirmiştir: \n\nEşitlik: Ağa\, paşa\, hacı\, hoca\, molla gibi ayrıcalık belirten unvanların kullanımı yasaklanmıştır.\nTürkçe Şartı: Soyadlarının Türkçe olması kararlaştırılmıştır.\nAhlaka Uygunluk: Rencide edici\, gülünç veya yabancı ırk/millet isimlerini içeren soyadlarının alınması yasaklanmıştır.\n\n3. “Atatürk” Soyadı\n24 Kasım 1934’te TBMM tarafından çıkarılan özel bir kanunla\, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya “Atatürk” soyadı verilmiştir. Bu soyadının başka hiç kimse tarafından (akrabaları dahil) kullanılmasına izin verilmemiştir. \n4. Kadınların Durumu\nO dönemki kanuna göre\, soyadı aile reisi olan erkek tarafından seçiliyor ve eşi ile çocukları da bu soyadını taşıyordu. Bu\, modern nüfus kayıt sisteminin temelini oluşturmuştur. \n\n\nBiliyor muydunuz? Soyadı Kanunu kabul edilene kadar resmi belgelerde kişileri ayırt etmek için “Filancazade falan” veya “Falan oğlu filan” gibi ifadeler kullanılıyordu. Bu durum\, nüfus sayımlarında nüfusun gerçek sayısını saptamayı bile zorlaştırıyordu.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/soyadi-kanunu-kabulu-1934/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260621
DTEND;VALUE=DATE:20260622
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260324T131650Z
LAST-MODIFIED:20260330T153148Z
UID:5910-1782000000-1782086399@dewabp.com
SUMMARY:Babalar Günü
DESCRIPTION:Babalar Günü\, babaların ve baba figürlerinin (dedeler\, amcalar\, dayılar) aile ve toplum üzerindeki katkılarını onurlandırmak amacıyla dünya genelinde kutlanan özel bir gündür. \nTıpkı Anneler Günü gibi\, bu gün de ebeveynlere olan sevgi\, saygı ve minneti dile getirmek için bir vesile olarak kabul edilir. \n1. Ne Zaman Kutlanır?\nDünyanın büyük bir bölümünde ve Türkiye’de Babalar Günü\, her yıl Haziran ayının üçüncü pazar günü kutlanır. \n\n2026 Yılında: Babalar Günü\, 21 Haziran Pazar gününe denk gelmektedir. (Not: Bu tarih aynı zamanda 1934 yılında Soyadı Kanunu’nun kabul edildiği tarihtir\, ilginç bir tesadüf!)\n\n2. Ortaya Çıkış Hikayesi\nBabalar Günü’nün doğuşuyla ilgili en yaygın kabul gören hikaye\, Amerikalı Sonora Smart Dodd‘a aittir. \n\nSonora’nın babası\, bir iç savaş gazisiydi ve eşi doğumda ölünce altı çocuğunu tek başına büyütmüştü.\nSonora\, anneler için özel bir gün varken babaların fedakarlıklarının da onurlandırılması gerektiğini düşündü.\nİlk Babalar Günü\, Sonora’nın girişimleriyle 19 Haziran 1910‘da Washington’da kutlandı. 1972 yılında ise ABD Başkanı Richard Nixon tarafından resmi tatil ilan edilerek tüm dünyaya yayıldı.\n\n3. Nasıl Kutlanır?\nKutlamalar genellikle aile içinde gerçekleşir: \n\nHediyeleşme: Babaların ilgi alanlarına göre (kitap\, teknoloji\, giyim vb.) hediyeler alınır.\nBirlikte Vakit Geçirme: Ailece yenen bir akşam yemeği veya doğa yürüyüşü gibi etkinlikler yapılır.\nManevi Değer: Hayatta olmayan babalar kabirleri başında anılır\, dualar edilir.\n\n\nBabalar Günü İçin Küçük Bir Not\nSadece biyolojik babalar değil; üzerimizde emeği olan\, bize yol gösteren ve koruyup kollayan tüm “baba figürleri” bu günün bir parçasıdır.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/babalar-gunu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260625
DTEND;VALUE=DATE:20260626
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260324T132906Z
LAST-MODIFIED:20260324T133001Z
UID:5915-1782345600-1782431999@dewabp.com
SUMMARY:10 Muharrem- İmam Hüseyin' in Şahadet
DESCRIPTION:10 Muharrem\, İslam tarihinde Aşure Günü olarak bilinen ve Hz. Muhammed’in torunu İmam Hüseyin ile yanındaki 72 yareninin Kerbela’da şehit edildiği\, derin bir yas ve matem günüdür. \nBu olay\, sadece bir askeri çatışma değil; haksızlığa\, zulme ve istibdada karşı sergilenen en büyük “onur direnişi” olarak kabul edilir. \n1. Kerbela Olayı Nedir? (Hicri 61 / Miladi 680)\nEmevi halifesi Muaviye’nin ölümünden sonra yerine geçen oğlu Yezid\, kendisine biat etmeyen İmam Hüseyin’in üzerine ordu göndermiştir. İmam Hüseyin; adaleti savunmak\, İslam’ın özünü korumak ve yozlaşmaya “hayır” demek için ailesiyle birlikte Küfe’ye doğru yola çıkmıştır. \n2. Şahadet Süreci\n\nKuşatma ve Susuzluk: İmam Hüseyin ve beraberindekiler\, Kerbela çölünde Yezid’in binlerce kişilik ordusu tarafından kuşatıldı. Fırat Nehri’ne ulaşmaları engellenerek günlerce susuz bırakıldılar.\n10 Muharrem Günü: Eşit olmayan bu mücadelede İmam Hüseyin’in kardeşleri\, evlatları (henüz bebek olan Ali Asgar dahil) ve sadık dostları birer birer şehit düştü.\nİmam Hüseyin’in Şahadeti: En son kendisi de ağır yaralar almasına rağmen teslim olmamış ve kalleşçe şehit edilmiştir. Bu olaydan sadece ağır hasta olan oğlu İmam Zeynel Abidin sağ kurtulabilmiş\, böylece Ehlibeyt soyu devam etmiştir.\n\n3. İnanç ve Toplumdaki Anlamı\n\nAlevi-Bektaşi Geleneğinde: Bu gün\, “Matem Orucu”nun zirve noktasıdır. Kerbela şehitleri için ağıtlar (mersiyeler) yakılır\, cemevlerinde “Yass-ı Matem” erkânları yürütülür.\nEvrensel Mesaj: “Her yer Kerbela\, her gün Aşure” sözüyle bu acının tazeliği ve zulme karşı duruşun sürekliliği vurgulanır. Gandhi ve Nelson Mandela gibi liderler bile İmam Hüseyin’in bu direnişini bir ilham kaynağı olarak nitelemişlerdir.\n\n\nAşure Lokmasının Sırrı\nMatemin bitiminde (12. günden sonra) pişirilen Aşure\, aslında İmam Zeynel Abidin’in kurtuluşuna ve insanlığın yeniden yeşermesine duyulan bir şükürdür. İçindeki her farklı malzeme\, birliği ve beraberliği temsil eder. \n2026 yılında 10 Muharrem (Aşure Günü)\, miladi takvime göre 25 Haziran Perşembe gününe denk gelmektedir. \nİmam Hüseyin’in “Zilletle yaşamaktansa izzetle ölmek yeğdir” sözü\, sadece o anki bir tercihi değil\, yüzyıllardır haksızlığa karşı duran herkes için bir yaşam felsefesini temsil eder. Bu duruş\, edebiyatımızda en lirik ve hüzünlü haliyle Mersiyeler üzerinden dile getirilmiştir. \n1. Mersiyeler: Kerbela’nın Edebi Sesi\nMersiye\, sevilen birinin ardından duyulan acıyı anlatan şiir türüdür. Türk edebiyatında Kerbela üzerine yazılmış binlerce mersiye vardır. Bunların içinde en sarsıcı olanı şüphesiz Fuzuli’nin “Hadikatü’s-Süeda” (Saadete Ermişlerin Bahçesi) eseridir. \nFuzuli\, o meşhur dizelerinde şöyle haykırır: \n\n“Mâh-ı Muharrem oldu meserret harâm oldu\, Matem günüdür asıla diller tamâm oldu.” (Muharrem ayı geldi\, sevinç haram oldu; artık dillerin susacağı\, matemin başlayacağı gündür.) \n\n2. İmam Hüseyin’in Direniş Felsefesi\nİmam Hüseyin\, Kerbela’ya giderken sonucun şehadet olacağını biliyordu. Ancak onun amacı askeri bir zafer değil\, ahlaki bir zaferdi. \n\nOnur: “Benden Yezid gibi birine biat etmemi beklemeyin\,” diyerek zalimin otoritesini reddetmiştir.\nFeda: Sadece kendi canını değil\, ailesini de bu yolda siper ederek davasının ciddiyetini dünyaya göstermiştir.\nUyanış: Onun şehadeti\, İslam dünyasında derin bir uyanışa ve haksızlığa karşı sessiz kalmama bilincine yol açmıştır.\n\n3. Kerbela Şiirlerinden Bir Örnek\nHalk ozanlarımız da bu acıyı sazıyla sözüyle bugüne taşımıştır. İşte o çok bilinen dizelerden biri: \n\n“Kerbela’nın yazıları\, Şehit oldu gazileri\, Fatma Ana kuzuları\, Hasan ile Hüseyin’dir.” \n\n\nAşure Lokmasının Sembolizmi (28 Haziran 2026)\nMatemin 12. gününde (2026’da 28 Haziran Pazar) pişirilecek olan Aşure\, bu büyük acının ardından gelen “yaşamın devamlılığı” şükrüdür: \n\nÇeşitlilik: İçindeki nohut\, fasulye\, buğday\, fındık\, üzüm gibi birbirinden çok farklı malzemeler; farklı inanç ve kökenden insanların bir kazan içinde\, tatlarını kaybetmeden ama bir bütün olarak kaynamasını simgeler.\nPaylaşım: Aşure asla tek başına yenmez; komşularla\, yoksullarla paylaşılır. Bu\, Kerbela’daki “bencilliğe ve açgözlülüğe” karşı verilmiş toplumsal bir cevaptır.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/10-muharrem-imam-huseyin-in-sahadet/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260625
DTEND;VALUE=DATE:20260626
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260324T133231Z
LAST-MODIFIED:20260330T154404Z
UID:5919-1782345600-1782431999@dewabp.com
SUMMARY:Kore Savaşı (1950- 1953)
DESCRIPTION:Kore Savaşı\, 25 Haziran 1950’de Kuzey Kore’nin Güney Kore’yi işgal etmesiyle başlayan ve Soğuk Savaş döneminin ilk büyük sıcak çatışması kabul edilen uluslararası bir savaştır. \nBu savaş\, sadece iki Kore arasında değil\, ideolojik olarak bölünmüş dünyanın (Doğu ve Batı blokları) bir hesaplaşma sahası haline gelmiştir. İşte savaşın ana hatları: \n1. Savaşın Nedenleri ve Taraflar\nİkinci Dünya Savaşı sonrası Kore\, 38. paralel sınır kabul edilerek ikiye bölündü. Kuzeyde Sovyetler Birliği ve Çin destekli komünist bir yönetim\, güneyde ise ABD destekli demokratik bir yönetim kuruldu. \n\nKuzey Blok: Kuzey Kore\, Çin Halk Cumhuriyeti ve Sovyetler Birliği.\nGüney Blok (Birleşmiş Milletler): Güney Kore\, ABD ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 Birleşmiş Milletler üyesi ülke.\n\n2. Türkiye’nin Savaşa Katılması\nTürkiye\, Birleşmiş Milletler’in çağrısına cevap vererek Kore’ye asker gönderen ilk ülkelerden biri olmuştur. Bu kararın arka planındaki temel sebep\, Türkiye’nin Sovyet tehdidine karşı NATO’ya üye olma isteğidir. \n\nTuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasındaki 5.090 kişilik Türk Tugayı\, savaşın en kritik cephelerinde görev almıştır.\nÖzellikle Kunu-ri Muharebesi‘nde Türk askerinin gösterdiği kahramanlık\, müttefik ordularının imha edilmesini önleyerek savaşın seyrini değiştirmiştir.\n\n3. Savaşın Sonu: Panmunjom Ateşkes Antlaşması\nÜç yıl süren şiddetli çatışmaların ardından\, 27 Temmuz 1953’te bir ateşkes imzalandı. \n\nSonuç: Savaş bir barış antlaşmasıyla değil\, sadece “ateşkes” ile durdu. Bu yüzden teknik olarak Kuzey ve Güney Kore günümüzde hâlâ savaş halindedir.\nSınır yine 38. paralel civarında kaldı ve iki ülke arasında “Askerden Arındırılmış Bölge” (DMZ) oluşturuldu.\n\n4. Türk “Mehmetçik” ve “Ayla”\nTürk askerleri\, Kore’de sadece savaşmamış\, aynı zamanda savaş mağduru çocuklar için Ankara Okulu’nu kurarak onlara sahip çıkmıştır. \n\nAstsubay Süleyman Dilbirliği ve yetim kalan Koreli küçük kız Ayla‘nın (Kim Eun-ja) gerçek hikayesi\, bu insani bağın en duygusal sembolü olmuştur.\n\n\n\nBiliyor muydunuz? Türkiye\, Kore Savaşı’nda 700’den fazla şehit vermiştir. Güney Kore halkı\, bu fedakarlıktan dolayı Türkleri hâlâ “Kan Kardeşi” olarak anmaktadır. Seul’deki Kore Savaş Anıtı’nda Türk bayrağı en onurlu köşelerden birinde dalgalanır.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/kore-savasi-1950-1953/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260628
DTEND;VALUE=DATE:20260629
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260324T133551Z
LAST-MODIFIED:20260330T155709Z
UID:5921-1782604800-1782691199@dewabp.com
SUMMARY:Aşure Günü
DESCRIPTION:Alevi-Bektaşi inancında Aşure Günü\, 12 günlük Muharrem Matemi’nin ardından gelen\, hem hüznün hem de umudun bir arada yaşandığı çok özel bir “lokma” günüdür. \nRamazan Bayramı gibi neşeli bir bayram değil\, bir şükür ve paylaşım günüdür. İşte Alevilikte Aşure’nin temel anlamları: \n1. Şükür ve Hayata Tutunuş\nAşure\, Kerbela Katliamı’ndan ağır hasta olduğu için sağ kurtulan\, Hz. Hüseyin’in oğlu İmam Zeynel Abidin’in kurtuluşu şerefine pişirilir. \n\nEğer o da şehit edilseydi\, Hz. Muhammed’in soyu (Ehlibeyt) yeryüzünden silinecekti.\nBu yüzden Aşure; soyun devam etmesine\, hakikatin ölmemesine ve yaşamın yeniden yeşermesine duyulan bir şükürdür.\n\n2. “Kerbela Matemi”nin Mührü\n12 gün boyunca tutulan yasın (su içmeme\, et yememe\, eğlence yapmama gibi kısıtlamaların) bittiğini simgeler. Ancak bu bitiş\, Kerbela acısını unutmak değil\, o acıdan ders çıkararak hayata devam etmektir. \n3. Çeşitlilik İçinde Birlik (Kırklar Sofrası)\nAşure kazanına konulan 12 (bazen daha fazla) farklı malzeme\, toplumsal bir mesaj taşır: \n\nFarklılıklar Zenginliktir: Fasulye\, nohut\, buğday\, incir\, fındık… Her biri kendi tadını\, rengini ve sertliğini korur.\nBir Arada Yaşama: Tıpkı bu malzemeler gibi\, insanlar da inançlarını ve kimliklerini kaybetmeden bir arada\, barış içinde “aynı kazanda” kaynayabilirler. Ortaya çıkan o eşsiz tat\, birliğin (tevhidin) lezzetidir.\n\n4. Paylaşım ve Eşitlik\nAlevi geleneğinde Aşure asla evde tek başına yenmek için yapılmaz. \n\nBüyük kazanlarda\, komşuların ve canların katkılarıyla (hak lokması) pişirilir.\nCemevlerinde toplanılır\, gülbenkler (dualar) okunur ve dil\, din\, ırk ayrımı gözetmeksizin herkese dağıtılır. Bu\, “rızalık” şehri kurmanın küçük bir provasıdır.\n\n\n2026 Aşure Günü Takvimi\nMuharrem orucunun bitimini takiben: 28 Haziran 2026\, Pazar günü Alevi toplumunda Aşure lokmaları paylaşılacaktır. \n\nÖnemli Bir Ayrıntı: Alevi inancında Aşure’nin içine asla et konulmaz. Çünkü Muharrem dönemi boyunca “kan akıtmamak” esastır; bitkisel ürünlerin harmanlanmasıyla bu bereket sofrası kurulur.
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/asure-gunu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260702
DTEND;VALUE=DATE:20260703
DTSTAMP:20260405T061340
CREATED:20260325T075020Z
LAST-MODIFIED:20260326T091626Z
UID:5924-1782950400-1783036799@dewabp.com
SUMMARY:Sivas Madımak Katliamı (1993)
DESCRIPTION:Sivas Madımak Katliamı\, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında\, konakladıkları Madımak Oteli‘nin radikal bir grup tarafından kuşatılıp ateşe verilmesi sonucu 33 yazar\, ozan\, düşünür ve 2 otel çalışanının hayatını kaybettiği trajik olaydır. \nTürkiye’nin yakın tarihindeki en derin yaralardan biri olan bu katliamın öne çıkan noktaları şunlardır: \n1. Olayın Gelişimi\nPir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilen şenlikler için aralarında Aziz Nesin\, Metin Altıok\, Hasret Gültekin\, Asım Bezirci ve Nesimi Çimen gibi çok sayıda aydın Sivas’a gitmişti. Cuma namazı çıkışında toplanan ve giderek sayısı artan saldırgan bir grup\, “Sivas laiklere mezar olacak” gibi sloganlarla otelin önünde toplandı. \n2. Madımak Oteli’nin Ateşe Verilmesi\nOtel saatlerce kuşatma altında kaldı. Güvenlik güçlerinin müdahalesinin yetersiz kalması sonucu saldırganlar otelin önündeki araçları ateşe verdi ve yangın otele sıçradı. Dumandan zehirlenen veya yanarak can veren 35 kişi hayatını kaybetti. Aziz Nesin\, itfaiye merdiveniyle kurtulmayı başardı ancak kurtarılma anında darp edildi. \n3. Kayıplar ve Toplumsal Etki\nHayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğu Alevi inancına mensup sanatçı ve gençlerdi. Bu olay\, Türkiye’de inanç özgürlüğü\, laiklik ve toplumsal barış konularında çok büyük bir kırılma yaratmıştır. Katliamın yaşandığı 2 Temmuz günü\, her yıl başta Sivas olmak üzere Türkiye’nin pek çok yerinde yas ve anma etkinlikleriyle hatırlanır. \n4. Hukuki Süreç ve “Zamanaşımı”\nOlay sonrası açılan davalar yıllarca sürdü. Birçok sanık ağır cezalar alsa da\, bazı firari sanıklar yakalanamadı. 2012 yılında firari sanıklar hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi\, kamuoyunda ve kurban yakınlarında büyük bir üzüntü ve tepkiyle karşılanmıştır. \n\n\nMadımak Bilim ve Kültür Merkezi: Uzun yıllar süren mücadeleler sonucunda Madımak Oteli kamulaştırılmış ve bir anı köşesinin de bulunduğu bir bilim ve kültür merkezine dönüştürülmüştür. Ancak kurban yakınları\, buranın tamamen bir “Utanç Müzesi” olması yönündeki taleplerini sürdürmektedir. \n\n\n\nMadımak Katliamı\, Türk edebiyatında ve müziğinde telafisi imkansız bir boşluk bırakırken\, geride kalan sanatçılar bu acıyı ölümsüzleştiren eserler üretmişlerdir. İşte o hüzünlü mirasın bazı önemli yansımaları: \n1. Edebiyattaki Acı: Metin Altıok ve Behçet Aysan\nKatliamda hayatını kaybedenler arasında Türk şiirinin iki dev ismi vardı: Metin Altıok ve Behçet Aysan. \n\nMetin Altıok’un “Ölmek sırası bende” diyerek sanki vedasını önceden yazdığı şiirleri\, bugün dahi okuyanların içini yakar.\nKızı Zeynep Altıok ve Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan\, babalarının anısını yaşatmak için edebiyat dünyasında bu trajedinin unutulmaması adına büyük mücadele vermişlerdir.\n\n2. Müzikteki Yas: Hasret Gültekin ve Edip Akbayram\n22 yaşında hayatını kaybeden bağlama virtüözü Hasret Gültekin\, modern Alevi müziğinin en parlak yıldızıydı. Onun ölümü\, müziğimiz için çok ağır bir kayıp oldu. \n\nEdip Akbayram: “Türküler Yanmaz” şarkısıyla bu acıyı notalara dökmüştür. Şarkıdaki “Sivas’ın yolları dar mı\, dar / Kanadım kırıldı kaldım boran” dizeleri toplumun ortak feryadı olmuştur.\nLivaneli: “Yangın Yeri” şarkısında “Benim de bu yeryüzünde bir yerim vardı” diyerek kaybolan hayatları anar.\nMoğollar: “Bi’ Şey Yapmalı” şarkısında toplumsal duyarsızlığa ve Madımak’ta yaşananlara sert bir eleştiri getirmiştir.\n\n3. “Türküler Yanmaz” Sözü\nSivas katliamı sonrası belleklerde yer eden en güçlü slogan “Türküler yanmaz!” olmuştur. Bu söz\, sanatın\, düşüncenin ve inancın ateşle yok edilemeyeceğine\, o ozanların nefeslerinin sonsuza dek süreceğine olan inancı temsil eder. \n\nMadımak’ta Hayatını Kaybeden Bazı İsimler:\n\nHasret Gültekin: Ozan ve müzisyen.\nNesimi Çimen: Ozan (curanın ustası).\nAsım Bezirci: Eleştirmen ve yazar.\nMuhlis Akarsu: Ozan ve sanatçı.\nMetin Altıok: Şair.\nBehçet Aysan: Şair ve doktor.\n\n\nBir Hatırlatma: 2 Temmuz’un o sıcak gününde otelde mahsur kalanlar arasında karikatüristler\, halk oyunu ekipleri ve lise öğrencileri de vardı. Hayatını kaybeden en genç isimler olan Koray Kaya (12) ve ablası Menekşe Kaya (15)\, bu katliamın ne kadar acımasız olduğunu gösteren en masum simgelerdir. \n\nBu trajedinin ardından her yıl 2 Temmuz’da Sivas’ta ve Türkiye’nin dört bir yanında “Adalet” talebiyle yürüyüşler düzenlenir. \n\n\nLinkler:\nMadımak Katliamı Hafıza Merkezi\nBBC New Türkçe\nDeutsche Welle Türkçe \nVikipediya 
URL:https://dewabp.com/tr/takvim/sivas-madimak-katliami-1993/
END:VEVENT
END:VCALENDAR