Yükleniyor Etkinlikler

« Tüm Etkinlikler

Nazım Hikmet’in ölüm günü (1963)

Haziran 3

Nâzım Hikmet (1902–1963), modern Türk şiirinin öncüsü, “Mavi Gözlü Dev” olarak anılan dünyaca ünlü toplumcu gerçekçi şair ve oyun yazarıdır.

Türk edebiyatında serbest nazımın (ölçüsüz ve kafiyesiz şiir) ilk ve en güçlü temsilcisidir. Hayatı sürgünler, hapisler ve büyük bir memleket sevdasıyla şekillenmiştir. İşte Nâzım Hikmet’i Nâzım yapan temel taşlar:

1. Şiirde Devrim: Serbest Nazım

Nâzım Hikmet, Rusya’daki eğitimi sırasında Mayakovski gibi fütürist şairlerden etkilenmiş ve Türk şiirine o güne kadar görülmemiş bir teknik getirmiştir. Geleneksel hece ve aruz ölçüsünü kırarak, şiire basamaklı dizeleri ve makineleşmenin, endüstrinin ritmini taşımıştır.

2. “Memleketimden İnsan Manzaraları”

En büyük başyapıtı kabul edilen bu dev eser, bir tren yolculuğu üzerinden Türkiye’nin toplumsal kesitini, köylüsünden entelektüeline kadar destansı bir dille anlatır. Şiir, roman ve sinematografik anlatımın eşsiz bir karışımıdır.

3. Hapis Yılları ve Sürgün

Siyasi görüşleri nedeniyle hayatının yaklaşık 13 yılını hapishanelerde (özellikle Bursa Cezaevi) geçirmiştir. 1950 yılında bir af yasasıyla serbest kalmış, ancak can güvenliği endişesiyle Türkiye’den ayrılmak zorunda kalmıştır. Ömrünün geri kalanını memleket hasretiyle Moskova ve diğer Avrupa şehirlerinde geçirmiş, 1963’te Moskova’da hayata gözlerini yummuştur.

4. Evrensel Bir Ses

Nâzım Hikmet sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük şairlerinden biri kabul edilir. Şiirleri 50’den fazla dile çevrilmiştir. Barış, özgürlük, aşk ve insan onuru gibi evrensel temaları işlediği için UNESCO tarafından 2002 yılı “Nâzım Hikmet Yılı” ilan edilmiştir.


Unutulmaz Şiirlerinden Bazıları:

  • Henüz Vakit Varken Gülüm
  • Saman Sarısı
  • Tahir ile Zühre Meselesi
  • Kuvâyi Milliye Destanı (Kurtuluş Savaşı’nı anlatan en güçlü eserlerden biridir)
Bir Mısra ile Nâzım:

“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / ve bir orman gibi kardeşçesine…” bu dizeler onun dünya görüşünün ve sanatının en kısa özetidir.

Nâzım Hikmet’in o devasa eseri **”Memleketimden İnsan Manzaraları”**ndan, şiir ile sinematografik anlatımın birleştiği o meşhur başlangıç bölümünü ve eserin ruhunu yansıtan bir parçayı paylaşmak isterim.

Bu eser, 1939 yılında Haydarpaşa Garı’nın basamaklarında başlar ve Türkiye’nin o dönemki tüm sınıflarını bir tren yolculuğu üzerinden anlatır.


Memleketimden İnsan Manzaraları (Girişten Bir Bölüm)

Haydarpaşa garında 1941 baharında saat on beş. Merdivenlerin üstünde güneş, yorgunluk ve telâş.

Bir adam merdivenlerde duruyor bir şeyler düşünerek. Zayıf. Korkak. Burnu sivri ve uzun. Yanaklarının üstü çukur.

Merdivenlerdeki adam —Galip Usta— tuhaf şeyler düşünmekle meşhurdur: ‘Kaat döksek,’ diyordu, ‘şu merdivenlere mahzun mahzun baksak…'”


Bu Eserin Önemi Nedir?

Nâzım Hikmet bu dev eseri Bursa Hapishanesi’nde yazmıştır. Şiir sadece bir “şiir kitabı” değil; içinde roman, senaryo, tarih ve sosyoloji barındıran bambaşka bir türdür.

  • Sıradan İnsanlar: Padişahları veya generalleri değil; köylüleri, işçileri, mahkûmları ve sıradan memurları başrole koyar.
  • Kurtuluş Savaşı: Eserin içindeki “Kuvâyi Milliye Destanı” bölümü, Türk edebiyatında milli mücadeleyi en lirik ve destansı anlatan bölümlerden biridir.
  • İnsan Sevgisi: Nâzım, en “kötü” görünen karakterin bile içindeki insani damarı bulup çıkarmayı başarır.
Bir de Aşk Şiiri Olsun…

Nâzım’ın sürgündeyken eşine yazdığı, hasret ve sadakat dolu o meşhur dizelerini de eklemeden geçmeyelim:

“Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, Dünyanın en güzel sesinden, En güzel şarkısını dinlemek gibi bir şey… Fakat artık ümit yetmiyor bana, Ben artık şarkı dinlemek değil, Şarkı söylemek istiyorum.”

Detaylar

  • Tarih: Haziran 3