BEGIN:VCALENDAR
VERSION:2.0
PRODID:-//Dewa Bulmıs &amp; Palanqa - ECPv6.15.20//NONSGML v1.0//EN
CALSCALE:GREGORIAN
METHOD:PUBLISH
X-WR-CALNAME:Dewa Bulmıs &amp; Palanqa
X-ORIGINAL-URL:https://dewabp.com/de
X-WR-CALDESC:Veranstaltungen für Dewa Bulmıs &amp; Palanqa
REFRESH-INTERVAL;VALUE=DURATION:PT1H
X-Robots-Tag:noindex
X-PUBLISHED-TTL:PT1H
BEGIN:VTIMEZONE
TZID:UTC
BEGIN:STANDARD
TZOFFSETFROM:+0000
TZOFFSETTO:+0000
TZNAME:UTC
DTSTART:20250101T000000
END:STANDARD
END:VTIMEZONE
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260602
DTEND;VALUE=DATE:20260603
DTSTAMP:20260515T165811
CREATED:20260324T112851Z
LAST-MODIFIED:20260324T123948Z
UID:5840-1780358400-1780444799@dewabp.com
SUMMARY:Ahmed Arif'in ölüm günü (1991)
DESCRIPTION:Ahmet (Ahmed) Arif (1927–1991)\, Türk edebiyatının en köklü ve toplumcu damarlarından birini temsil eden\, özellikle lirik ve epik üslubuyla tanınan efsanevi bir şairdir. \nKendine has tarzı\, Anadolu insanının acılarını\, onurunu ve direncini dile getiriş biçimiyle geniş kitleler tarafından benimsenmiştir. Hayatı ve sanatı hakkında öne çıkan bazı önemli noktalar şunlardır: \n1. “Hasretinden Prangalar Eskittim”\nAhmet Arif denince akla gelen ilk ve tek şiir kitabıdır. 1968 yılında yayımlanan bu eser\, Türkiye’de en çok basılan ve okunan şiir kitapları arasında yer alır. Kitaptaki birçok şiir\, halk arasında birer marş ya da türkü gibi ezberlenmiştir. \n2. Şiir Anlayışı ve Dil\nŞiirlerinde Doğu Anadolu’nun sert ama samimi doğasını\, yerel söyleyişleri ve destansı bir dili harmanlamıştır. Sadece yazdıklarıyla değil\, okuyuş tarzıyla da (kendi sesinden kayıtları mevcuttur) şiire ayrı bir ruh katmıştır. Şiirleri hem çok sert bir gerçekçilik barındırır hem de derin bir incelik ve “sevdalı” bir hava taşır. \n3. Toplumcu Gerçekçilik\nEserlerinde haksızlığa karşı duruş\, özgürlük tutkusu ve halkın içindeki o sönmeyen umut ana temalardır. Hayatı boyunca siyasi görüşleri ve yazdıkları nedeniyle çeşitli baskılara maruz kalmış\, hapis yatmıştır; ancak bu durum onun şiirindeki “direnç” temasını daha da güçlendirmiştir. \n4. Müzikle Buluşan Şiirler\nAhmet Arif’in şiirleri\, melodik yapıları nedeniyle birçok sanatçı tarafından bestelenmiştir. Özellikle: \n\nAhmet Kaya (“Suskun”\, “Hasretinden Prangalar Eskittim”)\nCem Karaca (“Adiloş Bebe”)\nGrup Yorum (“Anadolu”) gibi isimler onun dizelerini geniş kitlelere ulaştırmıştır.\n\n\nÖnemli Eserlerinden Bazıları: \n\nOtuz Üç Kurşun (Katliam üzerine yazılmış sarsıcı bir ağıt/destandır)\nAnadolu\nUy Havar!\nTerketmedi Sevdan Beni\n\nAhmet Arif\, sadece bir şair değil\, aynı zamanda Anadolu’nun sesini modern Türk şiiriyle birleştiren bir köprüdür. \nAhmet Arif’in şiir evrenine adım atmak için onun en ikonik ve ruhunu en iyi yansıtan eserlerinden biri olan “Anadolu” şiiri. Bu şiirde Anadolu’yu kadim bir ana gibi konuşturur; hem yorgunluğunu hem de bitmek bilmeyen umudunu dile getirir: \n\nAnadolu\nBeşikler vermişim Nuh’a\,\nSalıncaklar\, hamaklar\,\nHavva Ana’n dünkü çocuk sayılır\,\nAnadolu’yum ben\,\nTanıyor musun?\nGör\, nasıl yeniden yaratılırım\,\nNamuslu\, genç ellerinle.\nKızların\,\nOğulların var gelecekte\,\nHer biri vazgeçilmez cihan parçası.\nO fiyaka satılan korku mahşerinde\nŞafakları ferahlatacak\nKusursuz dillerinle… \nÖyle yıkma kendini\,\nÖyle mahzun\, öyle garip…\nNerede olursan ol\,\nİçerde\, dışarda\, derste\, sırada\,\nYürü üstüne üstüne\,\nTükür yüzüne celladın\,\nFırsatçının\, fesatçının\, hainin…\nDayan kitap ile Dayan iş ile.\nTırnak ile\, diş ile\, Umut ile\,\nsevda ile\, düş ile\nDayan rüsva etme beni. \n\nNeden Bu Şiir?\nBu dizeler\, Ahmet Arif’in neden “halkın şairi” olduğunu kanıtlar niteliktedir. Şair burada okuyucusuna sadece bir coğrafyayı anlatmaz\, ona bir sorumluluk ve direnç aşılar. “Dayan rüsva etme beni” dizesi\, edebiyatımızdaki en güçlü çağrılardan biri kabul edilir.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/ahmed-arifin-olum-gunu-1991/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260603
DTEND;VALUE=DATE:20260604
DTSTAMP:20260515T165811
CREATED:20260324T120912Z
LAST-MODIFIED:20260324T124106Z
UID:5859-1780444800-1780531199@dewabp.com
SUMMARY:Nazım Hikmet'in ölüm günü (1963)
DESCRIPTION:Nâzım Hikmet (1902–1963)\, modern Türk şiirinin öncüsü\, “Mavi Gözlü Dev” olarak anılan dünyaca ünlü toplumcu gerçekçi şair ve oyun yazarıdır. \nTürk edebiyatında serbest nazımın (ölçüsüz ve kafiyesiz şiir) ilk ve en güçlü temsilcisidir. Hayatı sürgünler\, hapisler ve büyük bir memleket sevdasıyla şekillenmiştir. İşte Nâzım Hikmet’i Nâzım yapan temel taşlar: \n1. Şiirde Devrim: Serbest Nazım\nNâzım Hikmet\, Rusya’daki eğitimi sırasında Mayakovski gibi fütürist şairlerden etkilenmiş ve Türk şiirine o güne kadar görülmemiş bir teknik getirmiştir. Geleneksel hece ve aruz ölçüsünü kırarak\, şiire basamaklı dizeleri ve makineleşmenin\, endüstrinin ritmini taşımıştır. \n2. “Memleketimden İnsan Manzaraları”\nEn büyük başyapıtı kabul edilen bu dev eser\, bir tren yolculuğu üzerinden Türkiye’nin toplumsal kesitini\, köylüsünden entelektüeline kadar destansı bir dille anlatır. Şiir\, roman ve sinematografik anlatımın eşsiz bir karışımıdır. \n3. Hapis Yılları ve Sürgün\nSiyasi görüşleri nedeniyle hayatının yaklaşık 13 yılını hapishanelerde (özellikle Bursa Cezaevi) geçirmiştir. 1950 yılında bir af yasasıyla serbest kalmış\, ancak can güvenliği endişesiyle Türkiye’den ayrılmak zorunda kalmıştır. Ömrünün geri kalanını memleket hasretiyle Moskova ve diğer Avrupa şehirlerinde geçirmiş\, 1963’te Moskova’da hayata gözlerini yummuştur. \n4. Evrensel Bir Ses\nNâzım Hikmet sadece Türkiye’nin değil\, dünyanın en büyük şairlerinden biri kabul edilir. Şiirleri 50’den fazla dile çevrilmiştir. Barış\, özgürlük\, aşk ve insan onuru gibi evrensel temaları işlediği için UNESCO tarafından 2002 yılı “Nâzım Hikmet Yılı” ilan edilmiştir. \n\nUnutulmaz Şiirlerinden Bazıları: \n\nHenüz Vakit Varken Gülüm\nSaman Sarısı\nTahir ile Zühre Meselesi\nKuvâyi Milliye Destanı (Kurtuluş Savaşı’nı anlatan en güçlü eserlerden biridir)\n\nBir Mısra ile Nâzım:\n“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / ve bir orman gibi kardeşçesine…” bu dizeler onun dünya görüşünün ve sanatının en kısa özetidir. \nNâzım Hikmet’in o devasa eseri **”Memleketimden İnsan Manzaraları”**ndan\, şiir ile sinematografik anlatımın birleştiği o meşhur başlangıç bölümünü ve eserin ruhunu yansıtan bir parçayı paylaşmak isterim. \nBu eser\, 1939 yılında Haydarpaşa Garı’nın basamaklarında başlar ve Türkiye’nin o dönemki tüm sınıflarını bir tren yolculuğu üzerinden anlatır. \n\nMemleketimden İnsan Manzaraları (Girişten Bir Bölüm)\n\n“Haydarpaşa garında 1941 baharında saat on beş. Merdivenlerin üstünde güneş\, yorgunluk ve telâş. \nBir adam merdivenlerde duruyor bir şeyler düşünerek. Zayıf. Korkak. Burnu sivri ve uzun. Yanaklarının üstü çukur. \nMerdivenlerdeki adam —Galip Usta— tuhaf şeyler düşünmekle meşhurdur: ‘Kaat döksek\,’ diyordu\, ‘şu merdivenlere mahzun mahzun baksak…'” \n\n\nBu Eserin Önemi Nedir?\nNâzım Hikmet bu dev eseri Bursa Hapishanesi’nde yazmıştır. Şiir sadece bir “şiir kitabı” değil; içinde roman\, senaryo\, tarih ve sosyoloji barındıran bambaşka bir türdür. \n\nSıradan İnsanlar: Padişahları veya generalleri değil; köylüleri\, işçileri\, mahkûmları ve sıradan memurları başrole koyar.\nKurtuluş Savaşı: Eserin içindeki “Kuvâyi Milliye Destanı” bölümü\, Türk edebiyatında milli mücadeleyi en lirik ve destansı anlatan bölümlerden biridir.\nİnsan Sevgisi: Nâzım\, en “kötü” görünen karakterin bile içindeki insani damarı bulup çıkarmayı başarır.\n\nBir de Aşk Şiiri Olsun…\nNâzım’ın sürgündeyken eşine yazdığı\, hasret ve sadakat dolu o meşhur dizelerini de eklemeden geçmeyelim: \n\n“Seni düşünmek güzel şey\, ümitli şey\, Dünyanın en güzel sesinden\, En güzel şarkısını dinlemek gibi bir şey… Fakat artık ümit yetmiyor bana\, Ben artık şarkı dinlemek değil\, Şarkı söylemek istiyorum.”
URL:https://dewabp.com/de/takvim/nazim-hikmetin-olum-gunu-1963/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260604
DTEND;VALUE=DATE:20260605
DTSTAMP:20260515T165811
CREATED:20260324T123514Z
LAST-MODIFIED:20260330T153815Z
UID:5871-1780531200-1780617599@dewabp.com
SUMMARY:Gadir-i Hum Bayramı
DESCRIPTION:Gadir-i Hum Bayramı\, özellikle Şii Müslümanlar ve Arap Alevileri (Nusayriler) için İslam tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri kabul edilen dini bir bayramdır. \nBu özel gün\, Hicri takvime göre Zilhicce ayının 18. günü kutlanır. \nAnlamı ve Tarihsel Arka Planı\nİslam inancına göre (özellikle Şii ve Alevi itikadında)\, Hz. Muhammed 632 yılında Veda Haccı dönüşünde Mekke ile Medine arasındaki Gadir-i Hum denilen mevkide konaklamıştır. Burada binlerce Müslümana hitap ederek meşhur hutbesini vermiş ve: \n\n“Ben kimin mevlası isem\, Ali de onun mevlasıdır.” \n\nsözünü söylemiştir. Şii ve Alevi dünyası bu olayı\, Hz. Muhammed’in kendisinden sonra Hz. Ali’yi vasi (halef) ve Müslümanların önderi olarak tayin ettiği kesin an olarak kabul eder. Bu nedenle Gadir-i Hum\, “Velayet Bayramı” olarak da adlandırılır. \n2026 Yılında Ne Zaman?\n2026 yılında Gadir-i Hum Bayramı\, miladi takvime göre 4 Haziran Perşembe gününe denk gelmektedir. \nNasıl Kutlanır?\nBayramın kutlanma şekli yöresel ve mezhepsel farklılıklar gösterse de genel gelenekler şöyledir: \n\nHrisi (Bayram Yemeği): Özellikle Hatay ve çevresindeki Arap Alevileri arasında büyük kazanlarda et ve buğday dövülerek yapılan “hrisi” yemeği pişirilir ve halka dağıtılır.\nİbadet ve Dualar: O gün oruç tutmak\, gusül abdesti almak ve özel dualar (Nüdbe Duası gibi) okumak çok faziletli sayılır.\nZiyaretler: Türbeler ve kutsal mekanlar ziyaret edilir\, bayramlaşmalar yapılır.\nSosyal Dayanışma: Yoksullara yardım edilir ve toplu yemekler verilir.\n\nBu bayram\, inananlar için sadece tarihi bir hatırlatma değil\, aynı zamanda birlik\, beraberlik ve Hz. Ali’ye olan bağlılığın tazelendiği bir gündür.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/gadir-i-hum-bayrami/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260605
DTEND;VALUE=DATE:20260606
DTSTAMP:20260515T165811
CREATED:20260324T124513Z
LAST-MODIFIED:20260325T122140Z
UID:5876-1780617600-1780703999@dewabp.com
SUMMARY:Dünya Çevre Günü
DESCRIPTION:    \n5 Haziran Dünya Çevre Günü\, çevrenin korunması konusunda dünya çapında farkındalık yaratmak ve bu konuda somut adımlar atılmasını teşvik etmek amacıyla her yıl kutlanan uluslararası bir gündür. \nİşte bu özel günle ilgili bilmeniz gereken temel bilgiler: \n1. Tarihçesi\nDünya Çevre Günü’nün temelleri\, 1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı‘nda atılmıştır. Bu konferans\, çevrenin küresel bir mesele olarak ele alındığı ilk büyük zirvedir. İlk resmi kutlama ise 1973 yılında gerçekleşmiştir. \n2. Amacı\nBirleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından koordine edilen bu günün ana hedefleri şunlardır: \n\nÇevre kirliliği\, küresel ısınma ve sürdürülebilir tüketim gibi konulara dikkat çekmek.\nBireyleri\, toplulukları ve hükümetleri doğayı korumaya yönelik eyleme geçirmek.\nSiyasi ilgiyi ve kamusal duyarlılığı artırarak çevre dostu politikaların geliştirilmesini sağlamak.\n\n3. Her Yıl Farklı Bir Tema ve Ev Sahibi\nDünya Çevre Günü her yıl farklı bir çevre sorununa odaklanır ve her sene farklı bir ülke küresel kutlamalara ev sahipliği yapar. \n\n2025 Teması: Plastik kirliliğiyle mücadeleye odaklanan “Plastik Kirliliğine Son Ver” (Host: Güney Kore).\n2026 Teması: Henüz tam olarak ilan edilmese de\, 2026 yılındaki küresel etkinliklerin ev sahipliğini Azerbaycan yapacaktır ve odağın “İklim Eylemi” (Climate Action) olması beklenmektedir.\n\n4. Neler Yapılır?\nBu günde dünya genelinde milyonlarca insan çeşitli etkinliklere katılır: \n\nDeniz ve sahil temizleme kampanyaları.\nFidan dikme etkinlikleri.\nGeri dönüşüm ve sürdürülebilirlik üzerine paneller ve eğitimler.\nSiyasi liderlerin çevre koruma taahhütlerini açıklaması.\n\n\nSiz de kendi çevrenizde\, örneğin atıklarınızı ayrıştırarak veya plastik kullanımınızı azaltarak bu güne destek olabilirsiniz. \n  \n  \n  \n  \n  \n  \n  \n  \n  \n  \n  \n  \n 
URL:https://dewabp.com/de/takvim/dunya-cevre-gunu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260612
DTEND;VALUE=DATE:20260613
DTSTAMP:20260515T165811
CREATED:20260324T130352Z
LAST-MODIFIED:20260324T130610Z
UID:5902-1781222400-1781308799@dewabp.com
SUMMARY:Masum-u Pak Orocu
DESCRIPTION:Masum-u Pak Orucu\, Alevi inancında Ehlibeyt ve On İki İmamlar’ın küçük yaşta şehit edilen evlatları (14 Masum-u Pak) anısına tutulan bir matem orucudur. \nBu oruç\, Muharrem ayında tutulan “12 İmamlar Orucu”ndan hemen önce tutulur ve asıl büyük mateme bir hazırlık niteliği taşır. İşte bu özel orucun detayları: \n1. Kimlerin Anısına Tutulur?\n“Masum-u Pak” ifadesi “günahsız ve temiz” anlamına gelir. Bu oruç\, Kerbela olayında ve sonrasında henüz çocuk yaşta olmalarına rağmen zalimce katledilen 14 çocuk için tutulur. Onlar\, saflığın ve masumiyetin sembolü olarak kabul edilirler. \n2. Ne Zaman Tutulur? (2026 Tarihleri)\nMasum-u Pak orucu genellikle 3 gün sürer. Hemen ardından (bazı yörelerde) 1 günlük Fatma Ana Orucu gelir ve sonrasında asıl 12 günlük Muharrem (Matem) Orucu başlar. \n2026 yılı takvimine göre tarihler şöyledir: \n\nMasum-u Pak Orucu: 12 – 14 Haziran 2026\nFatma Ana Orucu: 15 Haziran 2026\nMuharrem Orucu Başlangıcı: 16 Haziran 2026\n\n3. Nasıl Tutulur ve Anlamı Nedir?\n\nYas İbadetidir: Bu oruç bir “aç kalma” ibadetinden ziyade bir yas tutma eylemidir.\nKısıtlamalar: Oruç süresince (ve devamındaki Muharrem ayında) eğlence yapılmaz\, düğün/nişan kurulmaz\, et yenilmez ve suyun saf hali (Kerbela’daki susuzluğu hissetmek adına) içilmez. Sıvı ihtiyacı çay\, ayran veya meyve suyu gibi içeceklerden karşılanır.\nOruç Açma: Akşam güneş battığında oruç açılır. Sahura kalkma geleneği yoktur; genellikle gece 12’den sonra bir şey yenilip içilmez.\n\n\n\nÖzetle: Masum-u Pak Orucu\, haksızlığa uğrayan masum çocukların acısını paylaşmak ve adaletsizliğe karşı bir duruş sergilemek için tutulan samimi bir gönül ibadetidir.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/masum-u-pak-orocu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260615
DTEND;VALUE=DATE:20260616
DTSTAMP:20260515T165811
CREATED:20260324T131147Z
LAST-MODIFIED:20260324T131212Z
UID:5906-1781481600-1781567999@dewabp.com
SUMMARY:Matem Orucu
DESCRIPTION:Matem Orucu (veya yaygın adıyla Muharrem Orucu)\, Alevi-Bektaşi inancında yılın en önemli ve en derin manevi dönemidir. Bu oruç\, sadece bir aç kalma ibadeti değil; bir yas tutma\, empati yapma ve ikrar tazeleme eylemidir. \nİşte bu kutsal dönemin temel özellikleri: \n1. Neden Tutulur? (Kerbela Matemi)\nBu orucun en temel sebebi\, Hicri 61 yılında gerçekleşen Kerbela Katliamı’dır. Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ve yanındaki 72 kişinin\, Emevi halifesi Yezid’in ordusu tarafından günlerce susuz bırakıldıktan sonra şehit edilmesinin acısını anmak için tutulur. \nAleviler için bu oruç\, haksızlığa karşı direnmenin ve mazlumun yanında olmanın simgesidir. \n2. Ne Zaman Tutulur? (2026 Takvimi)\nMuharrem ayı\, Hicri takvimin ilk ayıdır. 2026 yılında Matem Orucu ve bağlantılı günler şu tarihlere denk gelir: \n\n12 – 14 Haziran 2026: Masum-u Pak Orucu (3 gün)\n15 Haziran 2026: Fatma Ana Orucu (1 gün)\n16 Haziran 2026: Muharrem (Matem) Orucu Başlangıcı\n27 Haziran 2026: Muharrem Orucu Sonu\n28 Haziran 2026: Aşure Günü (Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin’in katliamdan sağ kurtulması ve Ehlibeyt soyunun devam etmesi şerefine şükür olarak dağıtılır).\n\n3. Yas Adabı ve Yasaklar\nMatem boyunca “nefis terbiyesi” esas alınır ve hayatın akışı bir yas evindeymiş gibi yavaşlar: \n\nSu İçilmez: Kerbela’da çekilen susuzluğu hissetmek için saf su içilmez. Su ihtiyacı; ayran\, meyve suyu veya çay gibi içeceklerden karşılanır.\nKan Akıtılmaz: Et yenmez ve canlılara zarar verilmez.\nEğlence Yapılmaz: Düğün\, nişan\, kutlama gibi etkinlikler düzenlenmez.\nTıraş Olunmaz / Süslenilmez: Aynaya bakmamak veya lüksten kaçınmak gibi gelenekler uygulanır.\n\n4. İftar ve Sahur Farkı\nRamazan orucundan farklı olarak\, Matem Orucu’nda sahur yoktur. Gece 12’den sonra niyet edilir ve hiçbir şey yenmez. Akşam güneş battığında ise mütevazı bir sofrayla oruç açılır. \n\n\nÖnemli Bir Not: Matem Orucu bittiğinde pişirilen Aşure\, bir yas yemeği değil\, “hayatta kalanlar ve süregelen nesil” için bir şükür lokmasıdır. İçindeki farklı malzemeler ise toplumdaki çeşitliliği ve bir arada yaşama kültürünü temsil eder.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/matem-orucu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260621
DTEND;VALUE=DATE:20260622
DTSTAMP:20260515T165811
CREATED:20260324T131530Z
LAST-MODIFIED:20260330T154101Z
UID:5908-1782000000-1782086399@dewabp.com
SUMMARY:Soyadı Kanunu kabulü (1934)
DESCRIPTION:Soyadı Kanunu\, 21 Haziran 1934 tarihinde kabul edilen ve her Türk vatandaşına bir soyadı taşıma yükümlülüğü getiren\, toplumsal düzeni modernize eden en önemli Atatürk devrimlerinden biridir. \nBu kanunla birlikte\, Osmanlı döneminden kalan ve günlük hayatta büyük karışıklıklara yol açan unvanlar kaldırılmış\, yerine aile bazlı bir kimlik sistemi getirilmiştir. \n1. Neden İhtiyaç Duyuldu?\nKanun öncesinde insanlar; babalarının adıyla\, lakaplarıyla (Örn: Köse Ahmet\, Kel Ali) veya doğum yerleriyle anılıyordu. Bu durum şu alanlarda büyük kaos yaratıyordu: \n\nAskerlik İşlemleri: Aynı isimdeki kişilerin karıştırılması.\nMiras ve Tapu: Hak sahiplerinin belirlenmesinde yaşanan hukuki kavgalar.\nEğitim ve Vergi: Kayıt tutmanın neredeyse imkansız hale gelmesi.\n\n2. Kanunun Temel Kuralları\nKanun sadece bir isim seçme özgürlüğü değil\, aynı zamanda toplumsal eşitliği hedefleyen kurallar da getirmiştir: \n\nEşitlik: Ağa\, paşa\, hacı\, hoca\, molla gibi ayrıcalık belirten unvanların kullanımı yasaklanmıştır.\nTürkçe Şartı: Soyadlarının Türkçe olması kararlaştırılmıştır.\nAhlaka Uygunluk: Rencide edici\, gülünç veya yabancı ırk/millet isimlerini içeren soyadlarının alınması yasaklanmıştır.\n\n3. “Atatürk” Soyadı\n24 Kasım 1934’te TBMM tarafından çıkarılan özel bir kanunla\, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya “Atatürk” soyadı verilmiştir. Bu soyadının başka hiç kimse tarafından (akrabaları dahil) kullanılmasına izin verilmemiştir. \n4. Kadınların Durumu\nO dönemki kanuna göre\, soyadı aile reisi olan erkek tarafından seçiliyor ve eşi ile çocukları da bu soyadını taşıyordu. Bu\, modern nüfus kayıt sisteminin temelini oluşturmuştur. \n\n\nBiliyor muydunuz? Soyadı Kanunu kabul edilene kadar resmi belgelerde kişileri ayırt etmek için “Filancazade falan” veya “Falan oğlu filan” gibi ifadeler kullanılıyordu. Bu durum\, nüfus sayımlarında nüfusun gerçek sayısını saptamayı bile zorlaştırıyordu.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/soyadi-kanunu-kabulu-1934/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260621
DTEND;VALUE=DATE:20260622
DTSTAMP:20260515T165811
CREATED:20260324T131650Z
LAST-MODIFIED:20260330T153148Z
UID:5910-1782000000-1782086399@dewabp.com
SUMMARY:Babalar Günü
DESCRIPTION:Babalar Günü\, babaların ve baba figürlerinin (dedeler\, amcalar\, dayılar) aile ve toplum üzerindeki katkılarını onurlandırmak amacıyla dünya genelinde kutlanan özel bir gündür. \nTıpkı Anneler Günü gibi\, bu gün de ebeveynlere olan sevgi\, saygı ve minneti dile getirmek için bir vesile olarak kabul edilir. \n1. Ne Zaman Kutlanır?\nDünyanın büyük bir bölümünde ve Türkiye’de Babalar Günü\, her yıl Haziran ayının üçüncü pazar günü kutlanır. \n\n2026 Yılında: Babalar Günü\, 21 Haziran Pazar gününe denk gelmektedir. (Not: Bu tarih aynı zamanda 1934 yılında Soyadı Kanunu’nun kabul edildiği tarihtir\, ilginç bir tesadüf!)\n\n2. Ortaya Çıkış Hikayesi\nBabalar Günü’nün doğuşuyla ilgili en yaygın kabul gören hikaye\, Amerikalı Sonora Smart Dodd‘a aittir. \n\nSonora’nın babası\, bir iç savaş gazisiydi ve eşi doğumda ölünce altı çocuğunu tek başına büyütmüştü.\nSonora\, anneler için özel bir gün varken babaların fedakarlıklarının da onurlandırılması gerektiğini düşündü.\nİlk Babalar Günü\, Sonora’nın girişimleriyle 19 Haziran 1910‘da Washington’da kutlandı. 1972 yılında ise ABD Başkanı Richard Nixon tarafından resmi tatil ilan edilerek tüm dünyaya yayıldı.\n\n3. Nasıl Kutlanır?\nKutlamalar genellikle aile içinde gerçekleşir: \n\nHediyeleşme: Babaların ilgi alanlarına göre (kitap\, teknoloji\, giyim vb.) hediyeler alınır.\nBirlikte Vakit Geçirme: Ailece yenen bir akşam yemeği veya doğa yürüyüşü gibi etkinlikler yapılır.\nManevi Değer: Hayatta olmayan babalar kabirleri başında anılır\, dualar edilir.\n\n\nBabalar Günü İçin Küçük Bir Not\nSadece biyolojik babalar değil; üzerimizde emeği olan\, bize yol gösteren ve koruyup kollayan tüm “baba figürleri” bu günün bir parçasıdır.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/babalar-gunu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260625
DTEND;VALUE=DATE:20260626
DTSTAMP:20260515T165811
CREATED:20260324T132906Z
LAST-MODIFIED:20260324T133001Z
UID:5915-1782345600-1782431999@dewabp.com
SUMMARY:10 Muharrem- İmam Hüseyin' in Şahadet
DESCRIPTION:10 Muharrem\, İslam tarihinde Aşure Günü olarak bilinen ve Hz. Muhammed’in torunu İmam Hüseyin ile yanındaki 72 yareninin Kerbela’da şehit edildiği\, derin bir yas ve matem günüdür. \nBu olay\, sadece bir askeri çatışma değil; haksızlığa\, zulme ve istibdada karşı sergilenen en büyük “onur direnişi” olarak kabul edilir. \n1. Kerbela Olayı Nedir? (Hicri 61 / Miladi 680)\nEmevi halifesi Muaviye’nin ölümünden sonra yerine geçen oğlu Yezid\, kendisine biat etmeyen İmam Hüseyin’in üzerine ordu göndermiştir. İmam Hüseyin; adaleti savunmak\, İslam’ın özünü korumak ve yozlaşmaya “hayır” demek için ailesiyle birlikte Küfe’ye doğru yola çıkmıştır. \n2. Şahadet Süreci\n\nKuşatma ve Susuzluk: İmam Hüseyin ve beraberindekiler\, Kerbela çölünde Yezid’in binlerce kişilik ordusu tarafından kuşatıldı. Fırat Nehri’ne ulaşmaları engellenerek günlerce susuz bırakıldılar.\n10 Muharrem Günü: Eşit olmayan bu mücadelede İmam Hüseyin’in kardeşleri\, evlatları (henüz bebek olan Ali Asgar dahil) ve sadık dostları birer birer şehit düştü.\nİmam Hüseyin’in Şahadeti: En son kendisi de ağır yaralar almasına rağmen teslim olmamış ve kalleşçe şehit edilmiştir. Bu olaydan sadece ağır hasta olan oğlu İmam Zeynel Abidin sağ kurtulabilmiş\, böylece Ehlibeyt soyu devam etmiştir.\n\n3. İnanç ve Toplumdaki Anlamı\n\nAlevi-Bektaşi Geleneğinde: Bu gün\, “Matem Orucu”nun zirve noktasıdır. Kerbela şehitleri için ağıtlar (mersiyeler) yakılır\, cemevlerinde “Yass-ı Matem” erkânları yürütülür.\nEvrensel Mesaj: “Her yer Kerbela\, her gün Aşure” sözüyle bu acının tazeliği ve zulme karşı duruşun sürekliliği vurgulanır. Gandhi ve Nelson Mandela gibi liderler bile İmam Hüseyin’in bu direnişini bir ilham kaynağı olarak nitelemişlerdir.\n\n\nAşure Lokmasının Sırrı\nMatemin bitiminde (12. günden sonra) pişirilen Aşure\, aslında İmam Zeynel Abidin’in kurtuluşuna ve insanlığın yeniden yeşermesine duyulan bir şükürdür. İçindeki her farklı malzeme\, birliği ve beraberliği temsil eder. \n2026 yılında 10 Muharrem (Aşure Günü)\, miladi takvime göre 25 Haziran Perşembe gününe denk gelmektedir. \nİmam Hüseyin’in “Zilletle yaşamaktansa izzetle ölmek yeğdir” sözü\, sadece o anki bir tercihi değil\, yüzyıllardır haksızlığa karşı duran herkes için bir yaşam felsefesini temsil eder. Bu duruş\, edebiyatımızda en lirik ve hüzünlü haliyle Mersiyeler üzerinden dile getirilmiştir. \n1. Mersiyeler: Kerbela’nın Edebi Sesi\nMersiye\, sevilen birinin ardından duyulan acıyı anlatan şiir türüdür. Türk edebiyatında Kerbela üzerine yazılmış binlerce mersiye vardır. Bunların içinde en sarsıcı olanı şüphesiz Fuzuli’nin “Hadikatü’s-Süeda” (Saadete Ermişlerin Bahçesi) eseridir. \nFuzuli\, o meşhur dizelerinde şöyle haykırır: \n\n“Mâh-ı Muharrem oldu meserret harâm oldu\, Matem günüdür asıla diller tamâm oldu.” (Muharrem ayı geldi\, sevinç haram oldu; artık dillerin susacağı\, matemin başlayacağı gündür.) \n\n2. İmam Hüseyin’in Direniş Felsefesi\nİmam Hüseyin\, Kerbela’ya giderken sonucun şehadet olacağını biliyordu. Ancak onun amacı askeri bir zafer değil\, ahlaki bir zaferdi. \n\nOnur: “Benden Yezid gibi birine biat etmemi beklemeyin\,” diyerek zalimin otoritesini reddetmiştir.\nFeda: Sadece kendi canını değil\, ailesini de bu yolda siper ederek davasının ciddiyetini dünyaya göstermiştir.\nUyanış: Onun şehadeti\, İslam dünyasında derin bir uyanışa ve haksızlığa karşı sessiz kalmama bilincine yol açmıştır.\n\n3. Kerbela Şiirlerinden Bir Örnek\nHalk ozanlarımız da bu acıyı sazıyla sözüyle bugüne taşımıştır. İşte o çok bilinen dizelerden biri: \n\n“Kerbela’nın yazıları\, Şehit oldu gazileri\, Fatma Ana kuzuları\, Hasan ile Hüseyin’dir.” \n\n\nAşure Lokmasının Sembolizmi (28 Haziran 2026)\nMatemin 12. gününde (2026’da 28 Haziran Pazar) pişirilecek olan Aşure\, bu büyük acının ardından gelen “yaşamın devamlılığı” şükrüdür: \n\nÇeşitlilik: İçindeki nohut\, fasulye\, buğday\, fındık\, üzüm gibi birbirinden çok farklı malzemeler; farklı inanç ve kökenden insanların bir kazan içinde\, tatlarını kaybetmeden ama bir bütün olarak kaynamasını simgeler.\nPaylaşım: Aşure asla tek başına yenmez; komşularla\, yoksullarla paylaşılır. Bu\, Kerbela’daki “bencilliğe ve açgözlülüğe” karşı verilmiş toplumsal bir cevaptır.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/10-muharrem-imam-huseyin-in-sahadet/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260625
DTEND;VALUE=DATE:20260626
DTSTAMP:20260515T165811
CREATED:20260324T133231Z
LAST-MODIFIED:20260330T154404Z
UID:5919-1782345600-1782431999@dewabp.com
SUMMARY:Kore Savaşı (1950- 1953)
DESCRIPTION:Kore Savaşı\, 25 Haziran 1950’de Kuzey Kore’nin Güney Kore’yi işgal etmesiyle başlayan ve Soğuk Savaş döneminin ilk büyük sıcak çatışması kabul edilen uluslararası bir savaştır. \nBu savaş\, sadece iki Kore arasında değil\, ideolojik olarak bölünmüş dünyanın (Doğu ve Batı blokları) bir hesaplaşma sahası haline gelmiştir. İşte savaşın ana hatları: \n1. Savaşın Nedenleri ve Taraflar\nİkinci Dünya Savaşı sonrası Kore\, 38. paralel sınır kabul edilerek ikiye bölündü. Kuzeyde Sovyetler Birliği ve Çin destekli komünist bir yönetim\, güneyde ise ABD destekli demokratik bir yönetim kuruldu. \n\nKuzey Blok: Kuzey Kore\, Çin Halk Cumhuriyeti ve Sovyetler Birliği.\nGüney Blok (Birleşmiş Milletler): Güney Kore\, ABD ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 Birleşmiş Milletler üyesi ülke.\n\n2. Türkiye’nin Savaşa Katılması\nTürkiye\, Birleşmiş Milletler’in çağrısına cevap vererek Kore’ye asker gönderen ilk ülkelerden biri olmuştur. Bu kararın arka planındaki temel sebep\, Türkiye’nin Sovyet tehdidine karşı NATO’ya üye olma isteğidir. \n\nTuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasındaki 5.090 kişilik Türk Tugayı\, savaşın en kritik cephelerinde görev almıştır.\nÖzellikle Kunu-ri Muharebesi‘nde Türk askerinin gösterdiği kahramanlık\, müttefik ordularının imha edilmesini önleyerek savaşın seyrini değiştirmiştir.\n\n3. Savaşın Sonu: Panmunjom Ateşkes Antlaşması\nÜç yıl süren şiddetli çatışmaların ardından\, 27 Temmuz 1953’te bir ateşkes imzalandı. \n\nSonuç: Savaş bir barış antlaşmasıyla değil\, sadece “ateşkes” ile durdu. Bu yüzden teknik olarak Kuzey ve Güney Kore günümüzde hâlâ savaş halindedir.\nSınır yine 38. paralel civarında kaldı ve iki ülke arasında “Askerden Arındırılmış Bölge” (DMZ) oluşturuldu.\n\n4. Türk “Mehmetçik” ve “Ayla”\nTürk askerleri\, Kore’de sadece savaşmamış\, aynı zamanda savaş mağduru çocuklar için Ankara Okulu’nu kurarak onlara sahip çıkmıştır. \n\nAstsubay Süleyman Dilbirliği ve yetim kalan Koreli küçük kız Ayla‘nın (Kim Eun-ja) gerçek hikayesi\, bu insani bağın en duygusal sembolü olmuştur.\n\n\n\nBiliyor muydunuz? Türkiye\, Kore Savaşı’nda 700’den fazla şehit vermiştir. Güney Kore halkı\, bu fedakarlıktan dolayı Türkleri hâlâ “Kan Kardeşi” olarak anmaktadır. Seul’deki Kore Savaş Anıtı’nda Türk bayrağı en onurlu köşelerden birinde dalgalanır.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/kore-savasi-1950-1953/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260628
DTEND;VALUE=DATE:20260629
DTSTAMP:20260515T165811
CREATED:20260324T133551Z
LAST-MODIFIED:20260330T155709Z
UID:5921-1782604800-1782691199@dewabp.com
SUMMARY:Aşure Günü
DESCRIPTION:Alevi-Bektaşi inancında Aşure Günü\, 12 günlük Muharrem Matemi’nin ardından gelen\, hem hüznün hem de umudun bir arada yaşandığı çok özel bir “lokma” günüdür. \nRamazan Bayramı gibi neşeli bir bayram değil\, bir şükür ve paylaşım günüdür. İşte Alevilikte Aşure’nin temel anlamları: \n1. Şükür ve Hayata Tutunuş\nAşure\, Kerbela Katliamı’ndan ağır hasta olduğu için sağ kurtulan\, Hz. Hüseyin’in oğlu İmam Zeynel Abidin’in kurtuluşu şerefine pişirilir. \n\nEğer o da şehit edilseydi\, Hz. Muhammed’in soyu (Ehlibeyt) yeryüzünden silinecekti.\nBu yüzden Aşure; soyun devam etmesine\, hakikatin ölmemesine ve yaşamın yeniden yeşermesine duyulan bir şükürdür.\n\n2. “Kerbela Matemi”nin Mührü\n12 gün boyunca tutulan yasın (su içmeme\, et yememe\, eğlence yapmama gibi kısıtlamaların) bittiğini simgeler. Ancak bu bitiş\, Kerbela acısını unutmak değil\, o acıdan ders çıkararak hayata devam etmektir. \n3. Çeşitlilik İçinde Birlik (Kırklar Sofrası)\nAşure kazanına konulan 12 (bazen daha fazla) farklı malzeme\, toplumsal bir mesaj taşır: \n\nFarklılıklar Zenginliktir: Fasulye\, nohut\, buğday\, incir\, fındık… Her biri kendi tadını\, rengini ve sertliğini korur.\nBir Arada Yaşama: Tıpkı bu malzemeler gibi\, insanlar da inançlarını ve kimliklerini kaybetmeden bir arada\, barış içinde “aynı kazanda” kaynayabilirler. Ortaya çıkan o eşsiz tat\, birliğin (tevhidin) lezzetidir.\n\n4. Paylaşım ve Eşitlik\nAlevi geleneğinde Aşure asla evde tek başına yenmek için yapılmaz. \n\nBüyük kazanlarda\, komşuların ve canların katkılarıyla (hak lokması) pişirilir.\nCemevlerinde toplanılır\, gülbenkler (dualar) okunur ve dil\, din\, ırk ayrımı gözetmeksizin herkese dağıtılır. Bu\, “rızalık” şehri kurmanın küçük bir provasıdır.\n\n\n2026 Aşure Günü Takvimi\nMuharrem orucunun bitimini takiben: 28 Haziran 2026\, Pazar günü Alevi toplumunda Aşure lokmaları paylaşılacaktır. \n\nÖnemli Bir Ayrıntı: Alevi inancında Aşure’nin içine asla et konulmaz. Çünkü Muharrem dönemi boyunca “kan akıtmamak” esastır; bitkisel ürünlerin harmanlanmasıyla bu bereket sofrası kurulur.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/asure-gunu/
END:VEVENT
END:VCALENDAR