Lade Veranstaltungen

« Alle Veranstaltungen

Ali Ekber Çiçek’in ölüm günü (2006)

April 26
Ali Ekber Çiçek (1935 in Erzincan; † 26. April 2006 in Istanbul)

Ali Ekber Çiçek, Türk halk müziğinin ve Alevi-Bektaşi geleneğinin en simge isimlerinden biri, eşsiz bir bağlama virtüözü ve ses sanatçısıdır. 1935 yılında Erzincan’da doğmuş, yaşamını bu geleneğin derin felsefesini müziğiyle dünyaya anlatmaya adamıştır.

Onun sanatını ve mirasını anlamak için şu temel noktalar öne çıkar:

1. “Haydar Haydar” ve Teknik Ustalık

Ali Ekber Çiçek denilince akla gelen ilk eser, hiç kuşkusuz **”Haydar Haydar”**dır. Bu eser, sadece bir türkü değil; bağlama çalma tekniği açısından bir “okul” kabul edilir. Bağlamanın sınırlarını zorlayan bu deyişi icra etmek, bugün bile pek çok bağlama sanatçısı için bir ustalık göstergesidir.

2. TRT İstanbul Radyosu Yılları

Uzun yıllar TRT bünyesinde çalışmış, burada hem derleyici hem de icracı olarak görev yapmıştır. Halk müziğinin aslına sadık kalınarak icra edilmesi ve gelecek nesillere doğru aktarılması konusunda çok hassas bir tavır sergilemiştir.

3. Felsefesi ve Eserleri

Eserlerinde genellikle “Vahdet-i Vücud” (varlık birliği), insan sevgisi ve tasavvufi derinlik hakimdir. En bilinen diğer eserlerinden bazıları şunlardır:

  • “Gönül Gel Seninle Muhabbet Edelim”
  • “Beni Hor Görme Kardeşim”
  • “Böyle İkrar İle Böyle Yol Olmaz”
4. Uluslararası Başarısı

Sanatçı, müziğini sadece Anadolu ile sınırlı tutmamış; Avrupa ve Amerika’da verdiği konserlerle bağlamayı ve Türk halk müziğini dünya çapında tanıtmıştır. Müziğinin evrenselliği, onun teknik becerisiyle birleşen o derin felsefeden gelir.


Ali Ekber Çiçek‘in unutulmaz eseri “Haydar Haydar`”ın hikayesini veya o meşhur bağlama düzenini.

“Haydar Haydar”
(veya bilinen diğer adıyla On Yedi Dokuz) sadece bir türkü değil, Türk halk müziği ve bağlama icracılığı için aşılması gereken bir zirve, bir “masterclass” eseridir.

İşte bu başyapıtın derinliği:

1. Felsefesi ve Sözleri

Eserin sözleri, 17. yüzyılın büyük ozanlarından Kul Nesimi‘ye aittir. Şiirde geçen “On yedi dokuz” ifadesi, tasavvufi bir derinlik taşır ve varoluşu, insanın evrendeki yerini ve ilahi aşkı sorgular. Şiirdeki “Gah çıkarım gökyüzüne, seyrederim alemi / Gah inerim yeryüzüne, seyrederim beni” dizeleri, insanın iç dünyası ile dış dünya arasındaki o bitmek bilmeyen yolculuğunu anlatır.

2. Müzikal Yapı ve “Bağlama Düzeni”

Ali Ekber Çiçek, bu eseri icra ederken bağlamanın tüm imkanlarını zorlamıştır. Eserin en dikkat çekici özellikleri şunlardır:

  • Senfonik Yapı: Tek bir bağlama ile sanki bir orkestra çalıyormuş hissi verir.
  • Süslemeler (Triller): Eserdeki “çırpma” ve “parmak vurma” teknikleri, icracının hem hızını hem de duygu geçişlerindeki hassasiyetini ölçer.
  • Dinamik Aralık: Eser çok sakin, adeta bir iç döküş gibi başlar; ancak orta bölümde büyük bir coşkuya (şahlanışa) ulaşır ve tekrar dinginleşerek biter.

3. Kayıt Hikayesi

Ali Ekber Çiçek, bu eseri TRT arşivlerine kazandırmak için stüdyoya girdiğinde, eserin karmaşıklığı ve uzunluğu nedeniyle bazı teknik zorluklar yaşanmıştır. Ancak o, eseri tek bir oturuşta, hiçbir hata yapmadan ve o meşhur ruh haliyle kaydederek halk müziği tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır.

4. Neden Bu Kadar Önemli?

Bugün konservatuvarlarda bağlama eğitimi alan her öğrenci için “Haydar Haydar”ı hakkıyla çalabilmek, bir rüştünü ispat etme töreni gibidir. Ali Ekber Çiçek’in parmaklarındaki o büyü, bağlamayı sadece bir eşlik enstrümanı olmaktan çıkarıp, tek başına devleşen bir solo enstrümana dönüştürmüştür.

Details

  • Datum: April 26