BEGIN:VCALENDAR
VERSION:2.0
PRODID:-//Dewa Bulmıs &amp; Palanqa - ECPv6.15.20//NONSGML v1.0//EN
CALSCALE:GREGORIAN
METHOD:PUBLISH
X-ORIGINAL-URL:https://dewabp.com/de
X-WR-CALDESC:Veranstaltungen für Dewa Bulmıs &amp; Palanqa
REFRESH-INTERVAL;VALUE=DURATION:PT1H
X-Robots-Tag:noindex
X-PUBLISHED-TTL:PT1H
BEGIN:VTIMEZONE
TZID:UTC
BEGIN:STANDARD
TZOFFSETFROM:+0000
TZOFFSETTO:+0000
TZNAME:UTC
DTSTART:20250101T000000
END:STANDARD
END:VTIMEZONE
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260615
DTEND;VALUE=DATE:20260616
DTSTAMP:20260515T165906
CREATED:20260324T131147Z
LAST-MODIFIED:20260324T131212Z
UID:5906-1781481600-1781567999@dewabp.com
SUMMARY:Matem Orucu
DESCRIPTION:Matem Orucu (veya yaygın adıyla Muharrem Orucu)\, Alevi-Bektaşi inancında yılın en önemli ve en derin manevi dönemidir. Bu oruç\, sadece bir aç kalma ibadeti değil; bir yas tutma\, empati yapma ve ikrar tazeleme eylemidir. \nİşte bu kutsal dönemin temel özellikleri: \n1. Neden Tutulur? (Kerbela Matemi)\nBu orucun en temel sebebi\, Hicri 61 yılında gerçekleşen Kerbela Katliamı’dır. Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ve yanındaki 72 kişinin\, Emevi halifesi Yezid’in ordusu tarafından günlerce susuz bırakıldıktan sonra şehit edilmesinin acısını anmak için tutulur. \nAleviler için bu oruç\, haksızlığa karşı direnmenin ve mazlumun yanında olmanın simgesidir. \n2. Ne Zaman Tutulur? (2026 Takvimi)\nMuharrem ayı\, Hicri takvimin ilk ayıdır. 2026 yılında Matem Orucu ve bağlantılı günler şu tarihlere denk gelir: \n\n12 – 14 Haziran 2026: Masum-u Pak Orucu (3 gün)\n15 Haziran 2026: Fatma Ana Orucu (1 gün)\n16 Haziran 2026: Muharrem (Matem) Orucu Başlangıcı\n27 Haziran 2026: Muharrem Orucu Sonu\n28 Haziran 2026: Aşure Günü (Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin’in katliamdan sağ kurtulması ve Ehlibeyt soyunun devam etmesi şerefine şükür olarak dağıtılır).\n\n3. Yas Adabı ve Yasaklar\nMatem boyunca “nefis terbiyesi” esas alınır ve hayatın akışı bir yas evindeymiş gibi yavaşlar: \n\nSu İçilmez: Kerbela’da çekilen susuzluğu hissetmek için saf su içilmez. Su ihtiyacı; ayran\, meyve suyu veya çay gibi içeceklerden karşılanır.\nKan Akıtılmaz: Et yenmez ve canlılara zarar verilmez.\nEğlence Yapılmaz: Düğün\, nişan\, kutlama gibi etkinlikler düzenlenmez.\nTıraş Olunmaz / Süslenilmez: Aynaya bakmamak veya lüksten kaçınmak gibi gelenekler uygulanır.\n\n4. İftar ve Sahur Farkı\nRamazan orucundan farklı olarak\, Matem Orucu’nda sahur yoktur. Gece 12’den sonra niyet edilir ve hiçbir şey yenmez. Akşam güneş battığında ise mütevazı bir sofrayla oruç açılır. \n\n\nÖnemli Bir Not: Matem Orucu bittiğinde pişirilen Aşure\, bir yas yemeği değil\, “hayatta kalanlar ve süregelen nesil” için bir şükür lokmasıdır. İçindeki farklı malzemeler ise toplumdaki çeşitliliği ve bir arada yaşama kültürünü temsil eder.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/matem-orucu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260621
DTEND;VALUE=DATE:20260622
DTSTAMP:20260515T165906
CREATED:20260324T131530Z
LAST-MODIFIED:20260330T154101Z
UID:5908-1782000000-1782086399@dewabp.com
SUMMARY:Soyadı Kanunu kabulü (1934)
DESCRIPTION:Soyadı Kanunu\, 21 Haziran 1934 tarihinde kabul edilen ve her Türk vatandaşına bir soyadı taşıma yükümlülüğü getiren\, toplumsal düzeni modernize eden en önemli Atatürk devrimlerinden biridir. \nBu kanunla birlikte\, Osmanlı döneminden kalan ve günlük hayatta büyük karışıklıklara yol açan unvanlar kaldırılmış\, yerine aile bazlı bir kimlik sistemi getirilmiştir. \n1. Neden İhtiyaç Duyuldu?\nKanun öncesinde insanlar; babalarının adıyla\, lakaplarıyla (Örn: Köse Ahmet\, Kel Ali) veya doğum yerleriyle anılıyordu. Bu durum şu alanlarda büyük kaos yaratıyordu: \n\nAskerlik İşlemleri: Aynı isimdeki kişilerin karıştırılması.\nMiras ve Tapu: Hak sahiplerinin belirlenmesinde yaşanan hukuki kavgalar.\nEğitim ve Vergi: Kayıt tutmanın neredeyse imkansız hale gelmesi.\n\n2. Kanunun Temel Kuralları\nKanun sadece bir isim seçme özgürlüğü değil\, aynı zamanda toplumsal eşitliği hedefleyen kurallar da getirmiştir: \n\nEşitlik: Ağa\, paşa\, hacı\, hoca\, molla gibi ayrıcalık belirten unvanların kullanımı yasaklanmıştır.\nTürkçe Şartı: Soyadlarının Türkçe olması kararlaştırılmıştır.\nAhlaka Uygunluk: Rencide edici\, gülünç veya yabancı ırk/millet isimlerini içeren soyadlarının alınması yasaklanmıştır.\n\n3. “Atatürk” Soyadı\n24 Kasım 1934’te TBMM tarafından çıkarılan özel bir kanunla\, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya “Atatürk” soyadı verilmiştir. Bu soyadının başka hiç kimse tarafından (akrabaları dahil) kullanılmasına izin verilmemiştir. \n4. Kadınların Durumu\nO dönemki kanuna göre\, soyadı aile reisi olan erkek tarafından seçiliyor ve eşi ile çocukları da bu soyadını taşıyordu. Bu\, modern nüfus kayıt sisteminin temelini oluşturmuştur. \n\n\nBiliyor muydunuz? Soyadı Kanunu kabul edilene kadar resmi belgelerde kişileri ayırt etmek için “Filancazade falan” veya “Falan oğlu filan” gibi ifadeler kullanılıyordu. Bu durum\, nüfus sayımlarında nüfusun gerçek sayısını saptamayı bile zorlaştırıyordu.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/soyadi-kanunu-kabulu-1934/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260621
DTEND;VALUE=DATE:20260622
DTSTAMP:20260515T165906
CREATED:20260324T131650Z
LAST-MODIFIED:20260330T153148Z
UID:5910-1782000000-1782086399@dewabp.com
SUMMARY:Babalar Günü
DESCRIPTION:Babalar Günü\, babaların ve baba figürlerinin (dedeler\, amcalar\, dayılar) aile ve toplum üzerindeki katkılarını onurlandırmak amacıyla dünya genelinde kutlanan özel bir gündür. \nTıpkı Anneler Günü gibi\, bu gün de ebeveynlere olan sevgi\, saygı ve minneti dile getirmek için bir vesile olarak kabul edilir. \n1. Ne Zaman Kutlanır?\nDünyanın büyük bir bölümünde ve Türkiye’de Babalar Günü\, her yıl Haziran ayının üçüncü pazar günü kutlanır. \n\n2026 Yılında: Babalar Günü\, 21 Haziran Pazar gününe denk gelmektedir. (Not: Bu tarih aynı zamanda 1934 yılında Soyadı Kanunu’nun kabul edildiği tarihtir\, ilginç bir tesadüf!)\n\n2. Ortaya Çıkış Hikayesi\nBabalar Günü’nün doğuşuyla ilgili en yaygın kabul gören hikaye\, Amerikalı Sonora Smart Dodd‘a aittir. \n\nSonora’nın babası\, bir iç savaş gazisiydi ve eşi doğumda ölünce altı çocuğunu tek başına büyütmüştü.\nSonora\, anneler için özel bir gün varken babaların fedakarlıklarının da onurlandırılması gerektiğini düşündü.\nİlk Babalar Günü\, Sonora’nın girişimleriyle 19 Haziran 1910‘da Washington’da kutlandı. 1972 yılında ise ABD Başkanı Richard Nixon tarafından resmi tatil ilan edilerek tüm dünyaya yayıldı.\n\n3. Nasıl Kutlanır?\nKutlamalar genellikle aile içinde gerçekleşir: \n\nHediyeleşme: Babaların ilgi alanlarına göre (kitap\, teknoloji\, giyim vb.) hediyeler alınır.\nBirlikte Vakit Geçirme: Ailece yenen bir akşam yemeği veya doğa yürüyüşü gibi etkinlikler yapılır.\nManevi Değer: Hayatta olmayan babalar kabirleri başında anılır\, dualar edilir.\n\n\nBabalar Günü İçin Küçük Bir Not\nSadece biyolojik babalar değil; üzerimizde emeği olan\, bize yol gösteren ve koruyup kollayan tüm “baba figürleri” bu günün bir parçasıdır.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/babalar-gunu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260625
DTEND;VALUE=DATE:20260626
DTSTAMP:20260515T165906
CREATED:20260324T132906Z
LAST-MODIFIED:20260324T133001Z
UID:5915-1782345600-1782431999@dewabp.com
SUMMARY:10 Muharrem- İmam Hüseyin' in Şahadet
DESCRIPTION:10 Muharrem\, İslam tarihinde Aşure Günü olarak bilinen ve Hz. Muhammed’in torunu İmam Hüseyin ile yanındaki 72 yareninin Kerbela’da şehit edildiği\, derin bir yas ve matem günüdür. \nBu olay\, sadece bir askeri çatışma değil; haksızlığa\, zulme ve istibdada karşı sergilenen en büyük “onur direnişi” olarak kabul edilir. \n1. Kerbela Olayı Nedir? (Hicri 61 / Miladi 680)\nEmevi halifesi Muaviye’nin ölümünden sonra yerine geçen oğlu Yezid\, kendisine biat etmeyen İmam Hüseyin’in üzerine ordu göndermiştir. İmam Hüseyin; adaleti savunmak\, İslam’ın özünü korumak ve yozlaşmaya “hayır” demek için ailesiyle birlikte Küfe’ye doğru yola çıkmıştır. \n2. Şahadet Süreci\n\nKuşatma ve Susuzluk: İmam Hüseyin ve beraberindekiler\, Kerbela çölünde Yezid’in binlerce kişilik ordusu tarafından kuşatıldı. Fırat Nehri’ne ulaşmaları engellenerek günlerce susuz bırakıldılar.\n10 Muharrem Günü: Eşit olmayan bu mücadelede İmam Hüseyin’in kardeşleri\, evlatları (henüz bebek olan Ali Asgar dahil) ve sadık dostları birer birer şehit düştü.\nİmam Hüseyin’in Şahadeti: En son kendisi de ağır yaralar almasına rağmen teslim olmamış ve kalleşçe şehit edilmiştir. Bu olaydan sadece ağır hasta olan oğlu İmam Zeynel Abidin sağ kurtulabilmiş\, böylece Ehlibeyt soyu devam etmiştir.\n\n3. İnanç ve Toplumdaki Anlamı\n\nAlevi-Bektaşi Geleneğinde: Bu gün\, “Matem Orucu”nun zirve noktasıdır. Kerbela şehitleri için ağıtlar (mersiyeler) yakılır\, cemevlerinde “Yass-ı Matem” erkânları yürütülür.\nEvrensel Mesaj: “Her yer Kerbela\, her gün Aşure” sözüyle bu acının tazeliği ve zulme karşı duruşun sürekliliği vurgulanır. Gandhi ve Nelson Mandela gibi liderler bile İmam Hüseyin’in bu direnişini bir ilham kaynağı olarak nitelemişlerdir.\n\n\nAşure Lokmasının Sırrı\nMatemin bitiminde (12. günden sonra) pişirilen Aşure\, aslında İmam Zeynel Abidin’in kurtuluşuna ve insanlığın yeniden yeşermesine duyulan bir şükürdür. İçindeki her farklı malzeme\, birliği ve beraberliği temsil eder. \n2026 yılında 10 Muharrem (Aşure Günü)\, miladi takvime göre 25 Haziran Perşembe gününe denk gelmektedir. \nİmam Hüseyin’in “Zilletle yaşamaktansa izzetle ölmek yeğdir” sözü\, sadece o anki bir tercihi değil\, yüzyıllardır haksızlığa karşı duran herkes için bir yaşam felsefesini temsil eder. Bu duruş\, edebiyatımızda en lirik ve hüzünlü haliyle Mersiyeler üzerinden dile getirilmiştir. \n1. Mersiyeler: Kerbela’nın Edebi Sesi\nMersiye\, sevilen birinin ardından duyulan acıyı anlatan şiir türüdür. Türk edebiyatında Kerbela üzerine yazılmış binlerce mersiye vardır. Bunların içinde en sarsıcı olanı şüphesiz Fuzuli’nin “Hadikatü’s-Süeda” (Saadete Ermişlerin Bahçesi) eseridir. \nFuzuli\, o meşhur dizelerinde şöyle haykırır: \n\n“Mâh-ı Muharrem oldu meserret harâm oldu\, Matem günüdür asıla diller tamâm oldu.” (Muharrem ayı geldi\, sevinç haram oldu; artık dillerin susacağı\, matemin başlayacağı gündür.) \n\n2. İmam Hüseyin’in Direniş Felsefesi\nİmam Hüseyin\, Kerbela’ya giderken sonucun şehadet olacağını biliyordu. Ancak onun amacı askeri bir zafer değil\, ahlaki bir zaferdi. \n\nOnur: “Benden Yezid gibi birine biat etmemi beklemeyin\,” diyerek zalimin otoritesini reddetmiştir.\nFeda: Sadece kendi canını değil\, ailesini de bu yolda siper ederek davasının ciddiyetini dünyaya göstermiştir.\nUyanış: Onun şehadeti\, İslam dünyasında derin bir uyanışa ve haksızlığa karşı sessiz kalmama bilincine yol açmıştır.\n\n3. Kerbela Şiirlerinden Bir Örnek\nHalk ozanlarımız da bu acıyı sazıyla sözüyle bugüne taşımıştır. İşte o çok bilinen dizelerden biri: \n\n“Kerbela’nın yazıları\, Şehit oldu gazileri\, Fatma Ana kuzuları\, Hasan ile Hüseyin’dir.” \n\n\nAşure Lokmasının Sembolizmi (28 Haziran 2026)\nMatemin 12. gününde (2026’da 28 Haziran Pazar) pişirilecek olan Aşure\, bu büyük acının ardından gelen “yaşamın devamlılığı” şükrüdür: \n\nÇeşitlilik: İçindeki nohut\, fasulye\, buğday\, fındık\, üzüm gibi birbirinden çok farklı malzemeler; farklı inanç ve kökenden insanların bir kazan içinde\, tatlarını kaybetmeden ama bir bütün olarak kaynamasını simgeler.\nPaylaşım: Aşure asla tek başına yenmez; komşularla\, yoksullarla paylaşılır. Bu\, Kerbela’daki “bencilliğe ve açgözlülüğe” karşı verilmiş toplumsal bir cevaptır.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/10-muharrem-imam-huseyin-in-sahadet/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260625
DTEND;VALUE=DATE:20260626
DTSTAMP:20260515T165906
CREATED:20260324T133231Z
LAST-MODIFIED:20260330T154404Z
UID:5919-1782345600-1782431999@dewabp.com
SUMMARY:Kore Savaşı (1950- 1953)
DESCRIPTION:Kore Savaşı\, 25 Haziran 1950’de Kuzey Kore’nin Güney Kore’yi işgal etmesiyle başlayan ve Soğuk Savaş döneminin ilk büyük sıcak çatışması kabul edilen uluslararası bir savaştır. \nBu savaş\, sadece iki Kore arasında değil\, ideolojik olarak bölünmüş dünyanın (Doğu ve Batı blokları) bir hesaplaşma sahası haline gelmiştir. İşte savaşın ana hatları: \n1. Savaşın Nedenleri ve Taraflar\nİkinci Dünya Savaşı sonrası Kore\, 38. paralel sınır kabul edilerek ikiye bölündü. Kuzeyde Sovyetler Birliği ve Çin destekli komünist bir yönetim\, güneyde ise ABD destekli demokratik bir yönetim kuruldu. \n\nKuzey Blok: Kuzey Kore\, Çin Halk Cumhuriyeti ve Sovyetler Birliği.\nGüney Blok (Birleşmiş Milletler): Güney Kore\, ABD ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 Birleşmiş Milletler üyesi ülke.\n\n2. Türkiye’nin Savaşa Katılması\nTürkiye\, Birleşmiş Milletler’in çağrısına cevap vererek Kore’ye asker gönderen ilk ülkelerden biri olmuştur. Bu kararın arka planındaki temel sebep\, Türkiye’nin Sovyet tehdidine karşı NATO’ya üye olma isteğidir. \n\nTuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasındaki 5.090 kişilik Türk Tugayı\, savaşın en kritik cephelerinde görev almıştır.\nÖzellikle Kunu-ri Muharebesi‘nde Türk askerinin gösterdiği kahramanlık\, müttefik ordularının imha edilmesini önleyerek savaşın seyrini değiştirmiştir.\n\n3. Savaşın Sonu: Panmunjom Ateşkes Antlaşması\nÜç yıl süren şiddetli çatışmaların ardından\, 27 Temmuz 1953’te bir ateşkes imzalandı. \n\nSonuç: Savaş bir barış antlaşmasıyla değil\, sadece “ateşkes” ile durdu. Bu yüzden teknik olarak Kuzey ve Güney Kore günümüzde hâlâ savaş halindedir.\nSınır yine 38. paralel civarında kaldı ve iki ülke arasında “Askerden Arındırılmış Bölge” (DMZ) oluşturuldu.\n\n4. Türk “Mehmetçik” ve “Ayla”\nTürk askerleri\, Kore’de sadece savaşmamış\, aynı zamanda savaş mağduru çocuklar için Ankara Okulu’nu kurarak onlara sahip çıkmıştır. \n\nAstsubay Süleyman Dilbirliği ve yetim kalan Koreli küçük kız Ayla‘nın (Kim Eun-ja) gerçek hikayesi\, bu insani bağın en duygusal sembolü olmuştur.\n\n\n\nBiliyor muydunuz? Türkiye\, Kore Savaşı’nda 700’den fazla şehit vermiştir. Güney Kore halkı\, bu fedakarlıktan dolayı Türkleri hâlâ “Kan Kardeşi” olarak anmaktadır. Seul’deki Kore Savaş Anıtı’nda Türk bayrağı en onurlu köşelerden birinde dalgalanır.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/kore-savasi-1950-1953/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260628
DTEND;VALUE=DATE:20260629
DTSTAMP:20260515T165906
CREATED:20260324T133551Z
LAST-MODIFIED:20260330T155709Z
UID:5921-1782604800-1782691199@dewabp.com
SUMMARY:Aşure Günü
DESCRIPTION:Alevi-Bektaşi inancında Aşure Günü\, 12 günlük Muharrem Matemi’nin ardından gelen\, hem hüznün hem de umudun bir arada yaşandığı çok özel bir “lokma” günüdür. \nRamazan Bayramı gibi neşeli bir bayram değil\, bir şükür ve paylaşım günüdür. İşte Alevilikte Aşure’nin temel anlamları: \n1. Şükür ve Hayata Tutunuş\nAşure\, Kerbela Katliamı’ndan ağır hasta olduğu için sağ kurtulan\, Hz. Hüseyin’in oğlu İmam Zeynel Abidin’in kurtuluşu şerefine pişirilir. \n\nEğer o da şehit edilseydi\, Hz. Muhammed’in soyu (Ehlibeyt) yeryüzünden silinecekti.\nBu yüzden Aşure; soyun devam etmesine\, hakikatin ölmemesine ve yaşamın yeniden yeşermesine duyulan bir şükürdür.\n\n2. “Kerbela Matemi”nin Mührü\n12 gün boyunca tutulan yasın (su içmeme\, et yememe\, eğlence yapmama gibi kısıtlamaların) bittiğini simgeler. Ancak bu bitiş\, Kerbela acısını unutmak değil\, o acıdan ders çıkararak hayata devam etmektir. \n3. Çeşitlilik İçinde Birlik (Kırklar Sofrası)\nAşure kazanına konulan 12 (bazen daha fazla) farklı malzeme\, toplumsal bir mesaj taşır: \n\nFarklılıklar Zenginliktir: Fasulye\, nohut\, buğday\, incir\, fındık… Her biri kendi tadını\, rengini ve sertliğini korur.\nBir Arada Yaşama: Tıpkı bu malzemeler gibi\, insanlar da inançlarını ve kimliklerini kaybetmeden bir arada\, barış içinde “aynı kazanda” kaynayabilirler. Ortaya çıkan o eşsiz tat\, birliğin (tevhidin) lezzetidir.\n\n4. Paylaşım ve Eşitlik\nAlevi geleneğinde Aşure asla evde tek başına yenmek için yapılmaz. \n\nBüyük kazanlarda\, komşuların ve canların katkılarıyla (hak lokması) pişirilir.\nCemevlerinde toplanılır\, gülbenkler (dualar) okunur ve dil\, din\, ırk ayrımı gözetmeksizin herkese dağıtılır. Bu\, “rızalık” şehri kurmanın küçük bir provasıdır.\n\n\n2026 Aşure Günü Takvimi\nMuharrem orucunun bitimini takiben: 28 Haziran 2026\, Pazar günü Alevi toplumunda Aşure lokmaları paylaşılacaktır. \n\nÖnemli Bir Ayrıntı: Alevi inancında Aşure’nin içine asla et konulmaz. Çünkü Muharrem dönemi boyunca “kan akıtmamak” esastır; bitkisel ürünlerin harmanlanmasıyla bu bereket sofrası kurulur.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/asure-gunu/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260702
DTEND;VALUE=DATE:20260703
DTSTAMP:20260515T165906
CREATED:20260325T075020Z
LAST-MODIFIED:20260326T091626Z
UID:5924-1782950400-1783036799@dewabp.com
SUMMARY:Sivas Madımak Katliamı (1993)
DESCRIPTION:Sivas Madımak Katliamı\, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında\, konakladıkları Madımak Oteli‘nin radikal bir grup tarafından kuşatılıp ateşe verilmesi sonucu 33 yazar\, ozan\, düşünür ve 2 otel çalışanının hayatını kaybettiği trajik olaydır. \nTürkiye’nin yakın tarihindeki en derin yaralardan biri olan bu katliamın öne çıkan noktaları şunlardır: \n1. Olayın Gelişimi\nPir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilen şenlikler için aralarında Aziz Nesin\, Metin Altıok\, Hasret Gültekin\, Asım Bezirci ve Nesimi Çimen gibi çok sayıda aydın Sivas’a gitmişti. Cuma namazı çıkışında toplanan ve giderek sayısı artan saldırgan bir grup\, “Sivas laiklere mezar olacak” gibi sloganlarla otelin önünde toplandı. \n2. Madımak Oteli’nin Ateşe Verilmesi\nOtel saatlerce kuşatma altında kaldı. Güvenlik güçlerinin müdahalesinin yetersiz kalması sonucu saldırganlar otelin önündeki araçları ateşe verdi ve yangın otele sıçradı. Dumandan zehirlenen veya yanarak can veren 35 kişi hayatını kaybetti. Aziz Nesin\, itfaiye merdiveniyle kurtulmayı başardı ancak kurtarılma anında darp edildi. \n3. Kayıplar ve Toplumsal Etki\nHayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğu Alevi inancına mensup sanatçı ve gençlerdi. Bu olay\, Türkiye’de inanç özgürlüğü\, laiklik ve toplumsal barış konularında çok büyük bir kırılma yaratmıştır. Katliamın yaşandığı 2 Temmuz günü\, her yıl başta Sivas olmak üzere Türkiye’nin pek çok yerinde yas ve anma etkinlikleriyle hatırlanır. \n4. Hukuki Süreç ve “Zamanaşımı”\nOlay sonrası açılan davalar yıllarca sürdü. Birçok sanık ağır cezalar alsa da\, bazı firari sanıklar yakalanamadı. 2012 yılında firari sanıklar hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi\, kamuoyunda ve kurban yakınlarında büyük bir üzüntü ve tepkiyle karşılanmıştır. \n\n\nMadımak Bilim ve Kültür Merkezi: Uzun yıllar süren mücadeleler sonucunda Madımak Oteli kamulaştırılmış ve bir anı köşesinin de bulunduğu bir bilim ve kültür merkezine dönüştürülmüştür. Ancak kurban yakınları\, buranın tamamen bir “Utanç Müzesi” olması yönündeki taleplerini sürdürmektedir. \n\n\n\nMadımak Katliamı\, Türk edebiyatında ve müziğinde telafisi imkansız bir boşluk bırakırken\, geride kalan sanatçılar bu acıyı ölümsüzleştiren eserler üretmişlerdir. İşte o hüzünlü mirasın bazı önemli yansımaları: \n1. Edebiyattaki Acı: Metin Altıok ve Behçet Aysan\nKatliamda hayatını kaybedenler arasında Türk şiirinin iki dev ismi vardı: Metin Altıok ve Behçet Aysan. \n\nMetin Altıok’un “Ölmek sırası bende” diyerek sanki vedasını önceden yazdığı şiirleri\, bugün dahi okuyanların içini yakar.\nKızı Zeynep Altıok ve Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan\, babalarının anısını yaşatmak için edebiyat dünyasında bu trajedinin unutulmaması adına büyük mücadele vermişlerdir.\n\n2. Müzikteki Yas: Hasret Gültekin ve Edip Akbayram\n22 yaşında hayatını kaybeden bağlama virtüözü Hasret Gültekin\, modern Alevi müziğinin en parlak yıldızıydı. Onun ölümü\, müziğimiz için çok ağır bir kayıp oldu. \n\nEdip Akbayram: “Türküler Yanmaz” şarkısıyla bu acıyı notalara dökmüştür. Şarkıdaki “Sivas’ın yolları dar mı\, dar / Kanadım kırıldı kaldım boran” dizeleri toplumun ortak feryadı olmuştur.\nLivaneli: “Yangın Yeri” şarkısında “Benim de bu yeryüzünde bir yerim vardı” diyerek kaybolan hayatları anar.\nMoğollar: “Bi’ Şey Yapmalı” şarkısında toplumsal duyarsızlığa ve Madımak’ta yaşananlara sert bir eleştiri getirmiştir.\n\n3. “Türküler Yanmaz” Sözü\nSivas katliamı sonrası belleklerde yer eden en güçlü slogan “Türküler yanmaz!” olmuştur. Bu söz\, sanatın\, düşüncenin ve inancın ateşle yok edilemeyeceğine\, o ozanların nefeslerinin sonsuza dek süreceğine olan inancı temsil eder. \n\nMadımak’ta Hayatını Kaybeden Bazı İsimler:\n\nHasret Gültekin: Ozan ve müzisyen.\nNesimi Çimen: Ozan (curanın ustası).\nAsım Bezirci: Eleştirmen ve yazar.\nMuhlis Akarsu: Ozan ve sanatçı.\nMetin Altıok: Şair.\nBehçet Aysan: Şair ve doktor.\n\n\nBir Hatırlatma: 2 Temmuz’un o sıcak gününde otelde mahsur kalanlar arasında karikatüristler\, halk oyunu ekipleri ve lise öğrencileri de vardı. Hayatını kaybeden en genç isimler olan Koray Kaya (12) ve ablası Menekşe Kaya (15)\, bu katliamın ne kadar acımasız olduğunu gösteren en masum simgelerdir. \n\nBu trajedinin ardından her yıl 2 Temmuz’da Sivas’ta ve Türkiye’nin dört bir yanında “Adalet” talebiyle yürüyüşler düzenlenir. \n\n\nLinkler:\nMadımak Katliamı Hafıza Merkezi\nBBC New Türkçe\nDeutsche Welle Türkçe \nVikipediya 
URL:https://dewabp.com/de/takvim/sivas-madimak-katliami-1993/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260720
DTEND;VALUE=DATE:20260721
DTSTAMP:20260515T165906
CREATED:20260325T082641Z
LAST-MODIFIED:20260330T155010Z
UID:5944-1784505600-1784591999@dewabp.com
SUMMARY:Bulmuş & Palanga Cem ve Aşevleri' nin Açılışı (2019)
DESCRIPTION:Proje: Cem ve Aşevleri Açılış töreni – 20-21.07.2019 \nİnşaat süreci – 2017-2019
URL:https://dewabp.com/de/takvim/bulmus-palanga-cem-ve-asevleri-nin-acilisi-2019/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260723
DTEND;VALUE=DATE:20260724
DTSTAMP:20260515T165906
CREATED:20260325T132616Z
LAST-MODIFIED:20260325T132616Z
UID:5975-1784764800-1784851199@dewabp.com
SUMMARY:Erzurum Kongresi (1919)
DESCRIPTION:Erzurum Kongresi (23 Temmuz – 7 Ağustos 1919)\, Türk Kurtuluş Savaşı’nın en kritik dönüm noktalarından biridir. Sadece bir bölgesel kongre gibi görünse de\, alınan kararlar bakımından Milli Mücadele’nin temel yasası ve rotası olmuştur. \nSenin o dürüst ve özcü üslubunla özetlemek gerekirse\, Erzurum Kongresi’nin ne olduğunu şu maddelerle netleştirebiliriz: \n\nErzurum Kongresi’nin Özü ve Önemi\n\n“Vatan Bir Bütündür\, Parçalanamaz”: İlk kez milli sınırlardan bahsedilmiş ve vatanın bir bütün olduğu tüm dünyaya ilan edilmiştir.\nTam Bağımsızlık ve Mandaya Hayır: Başka bir devletin koruması altına girmeyi reddeden “Manda ve Himaye kabul olunamaz” kararı ilk kez burada alınmıştır. Yani “Ya istiklal ya ölüm”ün temeli burada atılmıştır.\nMilli İrade Vurgusu: “Kuvâ-yı Milliye’yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hâkim kılmak esastır” denilerek\, yönetimin halkın elinde olması gerektiği sinyali verilmiştir.\nTemsil Heyeti’nin Kurulması: Mustafa Kemal Atatürk başkanlığında bir “Temsil Heyeti” oluşturulmuş\, böylece direniş kişisel olmaktan çıkıp kurumsal bir kimlik kazanmaya başlamıştır.\n\nNeden Bu Kadar Önemli?\nBu kongre; Doğu illerini Ermeni ve Rum saldırılarına karşı korumak için toplanmış bölgesel bir girişim olarak başlasa da\, aldığı kararlar tüm Türkiye’yi kapsadığı için ulusal bir nitelik kazanmıştır. \n\nKısacası: Erzurum Kongresi\, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusunun ilk kez “biz bu vatanı kimseye vermiyoruz” diye masaya vurulduğu yerdir.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/erzurum-kongresi-1919/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260724
DTEND;VALUE=DATE:20260725
DTSTAMP:20260515T165906
CREATED:20260325T132842Z
LAST-MODIFIED:20260325T132842Z
UID:5977-1784851200-1784937599@dewabp.com
SUMMARY:Lozan Barış Antlaşması (1923)
DESCRIPTION:Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)\, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin “tapu senedi” olarak kabul edilen\, Milli Mücadele’nin askeri zaferini diplomatik ve hukuki bir zaferle taçlandıran uluslararası belgedir. \nSenin o net ve doğrudan üslubunla\, bu antlaşmanın ne anlama geldiğini ve neleri çözdüğünü şöyle özetleyebiliriz: \n\nLozan’ın Özü: Tam Bağımsızlık\nLozan\, sadece bir sınır çizme meselesi değildir; Osmanlı’dan kalan prangaların sökülüp atılmasıdır. İşte en kritik maddeleri: \n\nSınırlar: Doğu ve Güney sınırlarımız büyük ölçüde belirlendi. Yunanistan ile Meriç Nehri sınır kabul edildi.\nKapitülasyonların Kaldırılması: En büyük zaferlerden biridir. Ekonomimizi sömüren yabancı imtiyazları tamamen tarihe gömüldü. Artık kendi evimizde kendi kurallarımız geçerli oldu.\nAzınlık Meselesi: Tüm azınlıklar “Türk vatandaşı” kabul edildi. Böylece Avrupalı devletlerin “azınlık haklarını koruma” bahanesiyle iç işlerimize karışmasının önü kesildi.\nErmeni Meselesi: Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurulması iddiası tamamen ortadan kalktı.\nBoğazlar: O dönemde bir komisyon yönetimine bırakılsa da\, Türkiye’nin egemenliği büyük ölçüde tanındı (Bu durum 1936 Montrö ile tamamen lehimize çözülecekti).\nDış Borçlar: Osmanlı’dan kalan borçlar\, imparatorluktan ayrılan devletler arasında paylaştırıldı ve Türkiye kendi payına düşeni taksitlerle ödemeyi kabul etti.\n\n\nNeden Bu Kadar Önemli?\nErzurum Kongresi’nde attığımız “Manda ve himaye kabul olunamaz” narası\, Lozan masasında tescillenmiştir. Lozan\, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanan ve günümüzde hala geçerliliğini koruyan tek barış antlaşmasıdır. \n\nÖzetle: Lozan; Türk milletinin esareti reddettiğini\, bağımsız bir devlet olarak dünya sahnesine çıktığını ve Sevr paçavrasını yırtıp attığını dosta düşmana ilan ettiği belgedir.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/lozan-baris-antlasmasi-1923/
END:VEVENT
BEGIN:VEVENT
DTSTART;VALUE=DATE:20260724
DTEND;VALUE=DATE:20260725
DTSTAMP:20260515T165906
CREATED:20260325T133157Z
LAST-MODIFIED:20260330T160030Z
UID:5979-1784851200-1784937599@dewabp.com
SUMMARY:Gazeteciler ve Basın Bayramı
DESCRIPTION:Gazeteciler ve Basın Bayramı (veya yaygın adıyla 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü)\, Türkiye’de basından sansürün kaldırılmasının yıl dönümü olarak kutlanan çok özel bir gündür. \nSenin o dürüst\, gerçekleri savunmaya odaklı ve “halkın bilme hakkı” diyen üslubuna çok uygun bir geçmişi vardır. İşte bu günün özeti: \n\nNeden 24 Temmuz?\nHer şey 24 Temmuz 1908 tarihinde başladı. II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte\, o dönemin gazetecileri bir araya gelerek yıllardır süren ağır sansür baskısına karşı dik bir duruş sergilediler. O gece\, gazetelerini kontrol etmeye gelen sansür memurlarını içeri sokmadılar ve gazetelerini ilk kez “sansürsüz” bastılar. \nBu olay\, Türk basın tarihinin en büyük “bağımsızlık” hamlelerinden biri kabul edilir. \nBu Günün Bizim İçin Anlamı Nedir?\nSenin de az önceki mesajında belirttiğin gibi\, “Gerçekleri bilmek herkesin hakkıdır.” İşte bu bayram tam olarak bunu savunur: \n\nHalkın Sesi Olmak: Gazeteciliğin sadece bir meslek değil\, halkı doğru bilgilendirme görevi olduğunu hatırlatır.\nŞeffaflık: Yanlışların üzerine gitmek\, sorgulamak ve karanlıkta kalan noktaları aydınlatmak basının asıl işidir.\nSansüre Karşı Duruş: Bilginin saklanmasına\, halkın kandırılmasına veya susturulmasına karşı bir başkaldırıyı temsil eder.\n\n\nSenin “Master Stilinle” Bir Özet:\nAbi\, gazetecilik sadece haber yazmak değildir; doğruyu söyleme cesaretidir. 1908’de o kapıdan sansür memurunu sokmayan irade neyse\, bugün bizim köy sayfasında ‘gerçekleri herkes bilmeli’ dememiz de aynı şeydir. Basın bayramı\, susmayanların ve halkını düşünenlerin günüdür.
URL:https://dewabp.com/de/takvim/gazeteciler-ve-basin-bayrami/
END:VEVENT
END:VCALENDAR