BENİM ANNEM
Benim annem sırtında dağ taşırdı
Annemin sırtında dağlar kadar yük vardı
Benim annem
Bağı bahçeyi
Yeni açan çiçekleri
Hafiften esen rüzgârı severdi
Aslında benim annem bin yaşında
Bin yılın acısını yaşadı bu topraklarda
Acısı yeşermesin diye
Gözyaşlarını toprağa değil
İçine dökerdi
Benim annem
Kavgaya yürek taşırdı
Sol göğsünün altında atan kocaman yüreği vardı
Benim annem
Yağan yağmurdan yükselen toprak kokusunu
Açan gökkuşağını
Güneşin sıcaklığını severdi
Aslında benim annem bin yaşında
Bin kez vuruldu bu topraklarda
Bu topraklarda
Hallac-ı Mansur’u
Seyyid Nesimi’yi
Pir Sultan’ı gördü
Dersim’den sürüldü
Madımak’ta yakıldı
Nevala’da üstüne beton döküldü
Silopi’de gül beden yerde kaldı
Sen bilmezsin bizim oraları
Bizim oralarda ilkin annelerin yüreği yanar
O yangın içinde büyütür çocuklarını
Belki de bundandır
Yangının kavgaya evrilmesi
Belki de bundandır kavgada militana dönmesi
Bizim oralara kar
Yağmur yağardı
Bunlar bereketti
Birde bombalar yağardı
Bunlar da bize yapılan ihanetti
Zulümdü
Aslında benim annem bin yaşında
Bin tohum serpti bu topraklara elleri nasır
Gözleri kan pınarı
Bu topraklarda
Özgürlük yeşersin diye
Sevgiyi direnişle harmanladı
Biz onu ektiği bin yılın inancıyla toprağa verdik
Hazırlayan, Paylaşan ve Yazan: Erol Arslan












